Hacı Ata

Hz. Enes (r.a.)’tan rivayetle Resûlullah (SAV) buyurdular ki: “Bir cemaat Allahı zikretmek için bir yerde otururlarsa, bir münadi (seslenici) gökten onlara şöyle nida eder: “Allah’ın mağfiretine nail olmuş olarak kalkınız.” (Ahmed bin Hanbel)

İrfan abidesi: Hacı Kemal Erimez

Posted by HacıAta 30 Aralık 2011

Dönümlerce zeytinliklerini, kuyumcu dükkânlarını, evlerini satmış. Gönül dostuna söz verdiği gibi bu dünyada kendisine ait bir ev bile bırakmamış Hacı Kemal Erimez. İnandığı değerler uğruna servetinin büyük bir bölümünü vakfederek, geriye ailesinin geçimini sağlayacak kadar bir zeytinlik ayırır. Eskiden onlarca işçi çalıştırdığı bahçede, ilerleyen yaşına rağmen yetişen zeytinleri toplama işi kendisine düşer. Bu işlem bitince zeytinler ham haliyle uygun bir müşteriye satılır. Pazarlığın ardından emeğin karşılığı alınır, ailenin rızkı böylece temin edilir. Gönül rahatlığıyla kazancını harcamak üzereyken tüccarlar kapısına dayanır: “Biz zarar ettik. Senin zeytinlerden yağ çıkmadı.” Hemen telaşa kapılır. Çünkü kul hakkına girmektense ölmeyi tercih edecek bir gönüle sahiptir. Hiç düşünmeden hem paralarını iade eder hem de zararlarını karşılar. Ama çok geçmeden muhatap olduğu kişilerin yalan söyledikleri ortaya çıkar. Zira zeytinler sıktırılmamış ve alışverişe yalan bulaşmıştır. O ise olayı duyunca hır gür çıkarmak, parasını geri istemek için kapılarına dayanmak, kendisini kandıranlara beddua etmek yerine hemen duaya durur: “Allah’ım ben hakkımı helâl ediyorum. Ne olur onları affet. Onlar bilmiyorlar, bilseler yapmazlardı.”

Anlattıklarımız, “Biz bir anlamda yetim büyüdük.” diyen Celal Erimez’in babası Hacı Kemal Erimez’le yaşadığı ender anılarından biri. Hacı Kemal Ağabey’in destanlaşan hayatında onlarca örneğine rastlayabileceğiniz karelerden. Onun hakkında çok şey anlatılabilir: Hastalıklarına ve yaşına aldırmadan diyar diyar okul açmak için dolaşması, her gece hıçkıra hıçkıra ağlayarak hayır işine başkalarını da katmak için dua etmesi, inşaatlarda bir işçi gibi çalışması, hicret düşüncesiyle ailesinden kilometrelerce uzakta okul köşelerinde kalması… Ardından destanlar yazılacak bir hayat bırakan Hacı Kemal Ağabey’in vefatına kadar her anı bizlere yeni ufuklar açıyor. Bu ufuk insanını kendimize yaklaştırmak için onun hayatına göz atalım istedik.

Örnekleri kendinden bir hareketin ilklerinden olan Hacı Yusuf Kemal Erimez, 22 Nisan 1926 tarihinde Samsun’un Havza ilçesinde dünyaya gelir. Ama hayatının büyük bir kısmını Ege’de geçirir. Aileden kalan mirasına kendi ticarî kabiliyetini de ekleyerek servetini katlar. Ekonomik durumu sebebiyle Türkiye’nin nabzını ve siyasetini elinde tutan insanlara çok yakındır. Evinde başbakanları, bakanları ağırlar. Fakat bu onun hayatıyla bütünleşen mütevazılığından bir şey eksiltmez. Cami kapılarında hayır işlerinde kullanmak için para toplar, birçok hayır müessesinin inşaatında çalışır. Gönlünde her kesimden insana yer açar. Milletine, yurduna ve inancına olan hizmet aşkıyla hayır işlerinde öncülük yaparken, şevkini yönlendirecek mürşit arar diğer yandan. İzmir’e yeni gelen Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Kestanepazarı Camii’nde verdiği bir vaazdan çok etkilenir. Onun gözyaşlarıyla anlattığı hakikatler kalbinde farklı bir heyecan uyandırır. Haline, davranışlarına ve Alem-i İslâm’ın ihyası için ortaya koyduğu fikirlerine hayran kalır. Millete hizmet yolunda Gülen’in tavsiyelerini, hatta imalarını dahi emir telakki eder. Böylece 35 yıl sürecek dostlukları başlar. Yaşça ondan büyük olmasına rağmen saygıda kusur etmez. Aralarındaki muhabbet öyle bir hal alır ki, günlerce ayrı kaldıkları dönemlerde, yaptıkları telefon görüşmelerinde dakikalarca ağlarlar. Bazen bu görüşmelerin tek bir söz bile konuşulmadan hıçkırık sesleri ile nihayetlendiği bile olur. Hocaefendi, sadık dostu için “Hacı Kemal Bey, zannediyorum çoğumuzdan birkaç kalem öndedir. Çok kimsenin elinden tutmuştur. Civanmertliği, bu hizmette inandığı çizgide ömür boyu koşması… Hele son zamanlarda Orta Asya’da yaptıklarıyla belgeselleştirilmesi gerekli olan bir irfan abidesi, bir değerler abidesiydi.” der.
‘Bu heyecan olmasa ayakta bile duramazdım’

İrfan abidesi: Hacı Kemal ErimezAnadolu’yu dantela gibi örmeye başlayan eğitim faaliyetlerinde öncülüğü de Hacı Kemal Ağabey yapar. İlerleyen yaşına rağmen Türkiye’yi karış karış gezerek eğitim yuvalarının temellerini atar. Fatih, Serhat ve Yamanlar kolejleri onun ilk göz ağrısıdır. Temellerini gözyaşı ve alın teri ile attığı bu okulların inşaatlarında bizzat çalışır. Okulların açılmasında hem maddî fedakârlıkta bulunur hem de başkalarını da bu fedakârlığa çağırır. Türkiye’nin neslini yetiştirecek eğitim kurumlarının açılışlarında okunan İstiklâl Marşı’na hıçkırıklarıyla eşlik eder.

Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının ardından Hocaefendi’nin Orta Asya’ya okul açılması ile ilgili tavsiyeleri üzerine yollara düşmeye karar verir. 65′i deviren yaşına, ayaklarına yaralar oluşacak kadar şeker, ameliyatın fayda etmeyeceği derecede kalp-damar, gözlerine vuracak derecede tansiyon hastası olmasına aldırış etmeden yakınlarının uyarılarına rağmen soluğu Orta Asya’da alır. Sağlığı ile ilgili tavsiyelere kulak asamaz. Onu evde tutmak mümkün değildir. Çevresindekilerin şaşkınlıkla izledikleri performansının kaynağını “Bende bu heyecan olmasa ayakta bile duramazdım.” diyerek anlatır.

Azerbaycan, Özbekistan ve Kazakistan’da okul açılmasına vesile olur. Hizmet diyarı olarak kendisine Tacikistan’ı seçer. Kavganın, gürültünün had safhaya ulaştığı, okulların basıldığı, can güvenliğinin bulunmadığı Tacikistan’da eğitim yatırımları için yıllarca mücadele verir. Yaşanan birçok sıkıntı, hastalık ve tehlikeler onu yıldırmaz. Beş okul açtığı Tacikistan’da Türkiye sevdası ile büyüyecek nesillerin yetişmesine zemin hazırlar. Emeği, samimiyeti ile kendisini öyle bir kabul ettirir ki, ülke halkının gönlüne taht kurar. Onların ‘Hacı Ata’sı olur.

Erimez, ailesinden kilometrelerce uzakta ağır imtihanlara da maruz kalır. Önce hizmetlerinde hep destek olan, evlatlarına babalarının eksikliğini hissettirmemek için elinden geleni yapan vefalı eşi Adviye Hanım’ı yitirir. Ölüm haberini Tacikistan’da okulların eksiğini gidermek için çalıştığı sırada alır. Son nefesinde yanında olamadığı kırk yıllık hayat arkadaşını uğurlarken bile tek derdi eğitim hizmetleridir. Kederini ise gece sabaha kadar ağlayarak yaşar. Hacı Kemal Erimez eşinin ardından ikinci acısını kızı Sabiha Akdoğan’ı kaybedince yaşar. Böbrek hastası olması sebebiyle zor günler geçiren kızının yanında yeterince kalamayan Erimez, onun ancak son nefesine yetişebilir. Sabiha Hanım küçüklüğünden beri hasretini çektiği babasının yanında Hakk’a yürür. Hacı Kemal Ağabey, evlat acısını içine gömerek damadını kendi elleri ile evlendirecek kadar erdemli davranmasını da bilir. Daha iyi nesillerin yetişmesi için çabalarken kendi evlatlarını ihmal etmenin hüznünü hep içinde taşır. Bir hizmet için gittiği ilde misafir olduğu ev sahibinin kendi çocuğunu kucağına alıp sevmesini görünce gözyaşlarını tutamaz: “Benim de kızım, oğullarım, torunlarım var. Ama onların hiçbirisini böyle kucağıma alıp doya doya sevemedim.”

Sıra küheylanlar gibi koştuğu dünya hayatının son dönemeçlerine gelmiştir. Hizmetteki birkaç aksama onun sağlığını da etkiler. Kalbinin daraldığını hissedince çocuklarını çağırır, borçlarını, verdiği sözleri ve üzerindeki emanetleri bir bir sayar. Allah’ın huzuruna borçlu gitmek istemez. Ardından vasiyetini bildirir. Fenalaşınca hastaneye kaldırılır. Koma halinde ulaştırılan hastanede dokuz gün kalır. Rabb’ine yürüdüğü zaman takvimler 13 Mart 1997 Perşembe’yi gösteriyordur. Millet ona olan vefasını, Fatih Camii’nde uğurlarken gösterir. O gün avluda binler, Hacı Kemal için gözyaşı döker. Erimez, adeta bir cumhurbaşkanına gösterilen alakayı görerek Topkapı Mezarlığı’na eşinin yanına defnedilir.

Hacı Kemal Erimez geride çok az insana nasip olacak hayırlar bırakarak veda eder kederli dünya hayatına. Onun gözyaşları ve alın teri ile temellerini attığı birçok müessese kendi gibi dertli binlerce insanı yetiştiriyor şimdilerde. Kurulmasına vesile olduğu gazetemiz ve Samanyolu Televizyonu Türkiye’nin en önemli medya organlarından biri haline gelir. Fatih, Yamanlar, Samanyolu, Serhat kolejlerinde Türkiye’nin gururu olan binlerce genç yetişti ve yetişmeye devam ediyor. Onun, Tacikistan, Azerbaycan, Özbekistan gibi ülkelerde ilk temellerini attığı Türk okulları, bugün 140 ülkeye serpilmiş durumda. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin, Erimez’in vefatının hemen ardından dediği gibi: “O bir tane vefat edip gitti. Bir tohum gibi toprağın bağrına düştü. Bir sümbül, bir başak hayatını netice verdi. Bir ölüp o manada yirmi dirildi. Onun koştuğu sahaları, yetiştirdiği nesiller boş bırakmadı.” (Cihan Yenilmez)

Yazı kategorisi: Gönüllüler Hareketi | Etiketler: , , | » yorum bırak;

Hocaefendi Tv – haciata.tr.gg Özel

Posted by HacıAta 13 Ekim 2011

izlemek için tıklayınız

Yazı kategorisi: Gönüllüler Hareketi | Etiketler: | » yorum bırak;

Hakkımda Yargısız İnfaz Yapılıyor

Posted by HacıAta 29 Mart 2011

Fethullah Gülen Hocaefendi, Ergenekon tutuklusu Ahmet Şık’a ait kitap taslağının mahkeme tarafından toplatılmasından sonra yapılan bazı yayınları yargısız infaz olarak değerlendirdi. Konunun yargıda olduğuna dikkat çeken Gülen, kitap taslağı ve yazarıyla ilgili dava talebinin bulunmadığını belirtti. Aleyhinde onlarca kitap yazıldığını hatırlatan Gülen, basın özgürlüğünün masum insanları karalamak için kullanılmaması gerektiğini vurguladı.

Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Ahmet Şık’ın hazırladığı kitap taslağının mahkeme kararıyla toplatılmasından sonra yapılan çarpıtma yayınlara Fethullah Gülen Hocaefendi’den açıklama geldi. Gülen, avukatı aracılığıyla yaptığı yazılı açıklamada kendisini karalamaya yönelik psikolojik harp mahsulü onlarca yayın ve birbirinin kopyası kitap basıldığını hatırlatarak, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın yürüttüğü işlemlere konu olan kitap taslağı ya da yazarı hakkında dava talebinin bulunmadığını söyledi. Soruşturmanın bağımsız yargının konusu olduğuna dikkat çeken Gülen, internet ortamının geldiği noktada kitap basımının engellenmesinin mümkün olmadığına vurgu yaptı. Yargısız infaza varan yayınları üzülerek izlediğini dile getiren Gülen, bugüne kadar ortaya atılan aynı tür iddiaların asılsız olduğunun Yargıtay’ın oybirliğiyle verdiği beraat kararı ile ispatlandığını ifade etti. Düşünce, ifade ve basın özgürlüğünün demokrasinin vazgeçilmez esaslarından olduğuna işaret eden Gülen, “Fakat herhangi bir özgürlüğün kamu düzeni aleyhinde veya kişilik haklarına saldırı ve masum insanları karalama maksatlı olarak kullanılamayacağı da yine demokrasinin ve insan haklarının en temel düsturlarındandır.” dedi.

Fethullah Gülen Hocaefendi, ‘bugüne kadar aleyhinde birçok yayın yapıldığını, onlarca kitabın piyasaya sürüldüğünü’ hatırlattı. Ancak basılmamış bir kitabı engellemek gibi bir gayretinin hiç olmadığını aktardı. Sadece kişilik haklarıma saldırılar ve şahsına yönelik mesnetsiz suçlamalar ile iftiralar karşısında bir vatandaş olarak hukuk çerçevesinde hakkını aradığını belirtti.

Hukuka aykırı olduğu tespit edilmiş ve hakkında tazminat kararı verilmiş kitapların bile tekrar basılıp satıldığını ifade eden Gülen, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Bilhassa 28 Şubat sürecinde aleyhimde, psikolojik harekât mahsulü neredeyse hepsi birbirinin kopyası ısmarlama pek çok kitap piyasaya sürüldü. Bu kitaplardaki iddialar Yargıtay’ın da oybirliğiyle tasdik ettiği beraatim ile neticelenen mahkemede ileri sürülen iddialardan farklı değildi. Hatta bu kitaplar dava dosyasına da eklenmiş ve içerikleri iddianameye konulmuştu. Ayrıca bu kitaplarda yer alan iddiaların kıymeti harbiyesi kamuoyuna da malumdur. İletişim çağında her türlü yayının internet gibi vasıtalarla rahatça yapılabildiği bir zamanda herhangi bir yayının muhatap okuyucuya ulaşmadan engellenmesinin mümkün olmadığı açıktır. Böylesi teşebbüslerin yasaklanmak istenen yayına alakayı artıracağı da ortadadır.”

Bahsi geçen kitapla ve yazarıyla alakalı şahsen herhangi bir şikâyetim ve dava talebim olmamıştır. Konu tamamen Türk yargısının meselesi olup adli makamların bahis mevzuu kitap hakkında hangi gerekçeyle ve delillerle soruşturma başlattıklarını da bilmiyorum. Tamamen bağımsız yargıya ait bir konuda da lehte veya aleyhte değerlendirmede bulunmam tabii ki söz konusu olamaz. Elbette düşünce, ifade ve basın özgürlüğü demokrasinin vazgeçilmez esaslarındandır. Fakat herhangi bir özgürlüğün kamu düzeni aleyhinde veya kişilik haklarına saldırı ve masum insanları karalama maksatlı olarak kullanılamayacağı da yine demokrasinin ve insan haklarının en temel düsturlarındandır.”

Yazı kategorisi: Gönüllüler Hareketi | Etiketler: | » yorum bırak;

YEŞEREN ÜMİTLER NİJERYA

Posted by HacıAta 21 Mart 2011

Yazı kategorisi: Yeşeren Ümitler | Etiketler: , | » yorum bırak;

Gülen’den Japon halkına taziye ve anlamlı yardım

Posted by HacıAta 15 Mart 2011

Tarihinin en büyük deprem ve tsunami felaketini yaşayan Japonya için Kimse Yok mu’nun başlattığı yardım kampanyasına Fethullah Gülen Hocaefendi’den anlamlı bir destek geldi.

Hocaefendi, sesli ve yazılı eserlerinin telifinden elde edilen 15 bin doları Japon afetzedeler için bağışladı. Japonya’da yaşanan 9 büyüklüğündeki deprem sonrası Tokyo ve Sendai’ye ulaşan Kimse Yok mu gönüllüleri 9 kişilik öncü ilkyardım ekibiyle afet bölgesinde yardım çalışmalarını sürdürüyor. Bölgeye maske, gıda, yağmurluk gibi ilkyardım malzemeleri götüren dernek yetkilileri, afet bölgelerinde temiz su ve gıda sorunu yaşandığına dikkat çekiyor. Kimse Yok mu Derneği Genel Başkanı Mehmet Özkara, deprem ve tsunami felaketinden milyonlarca insanın etkilendiğini ve bin 647 kişinin öldüğünü söyledi. Özkara, “Kocaeli depreminde bize en fazla yardım gönderen ülkelerin başında Japonya geliyor. Dost ülke Japonya’nın bu zor günlerinde millet olarak yanında olmamız gerekiyor. Zaman vefa zamanıdır.” dedi.

FETHULLAH GÜLEN’DEN TAZİYE

Geçmişte hep dostane ilişkiler içinde olduğumuz Japonya’da meydana gelen elim deprem hadisesi ve sonrasında yaşanan tsunami, hepimizi üzüntüye sevk etmiş, milletimizi derinden yaralamıştır.

Çalışkan ve azimli Japon halkının geçmişte olduğu gibi bu zorlukların da kısa zamanda üstesinden geleceğine ve yaralarını saracağına inancım tamdır.

Ülkemizde meydana gelen deprem ve sel felaketlerinde hiçbir beklenti içine girmeden milletimizin yardımına koşmuş fedakâr Japon halkına bu zor zamanlarında yanlarında olduğumuzu hissettirmek vefanın ve insanlığın gereğidir.

Milletimiz dünyanın değişik bölgelerinde meydana gelen elim hâdiselerde mazlumların yardımına koştuğu gibi Japon halkının da yardımına koşarak yine her zamanki civanmertliği ile üzerine düşeni hakkıyla yerine getirecektir.

İnancım odur ki, kadirşinas insanımız Japon halkını hem duaları hem de maddi yardımları ile destekleyecek, yardımlarını uzak diyarlardaki kalbi kırık insanlara mesafe tanımadan ulaştıracaktır.

Bu vesileyle Japon halkına sabr-ı cemil diler, taziyelerimi arz ederim.

M.Fethullah Gülen

Yazı kategorisi: Serbest Mekan | Etiketler: | 1 Yorum »

Türkiyenin gönüllü doktorları Afrika Sudan Darfür

Posted by HacıAta 14 Mart 2011

Yazı kategorisi: Gönüllüler Hareketi | Etiketler: , | » yorum bırak;

YEŞEREN ÜMİTLER KAZAKİSTAN 5

Posted by HacıAta 14 Mart 2011

Yazı kategorisi: Yeşeren Ümitler | Etiketler: | » yorum bırak;

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.