Hacı Ata

Hocaefendi: 35 sene arkadaşlığımız var, Beni incitecek hiçbir şey söylemedi

Kaza, kefaret ve ibadetlerin ruhu

Posted by HacıAta 10 Eylül 2009

Ramazan boyunca karşılaştığım öyle sorular oldu ki kendi kendime “Mevlânâ’ya hak vermemek elde değil.” dedim. Neden mi? Çünkü sözünü ettiğim soruların neredeyse tamamı orucun harici yanını, şekil şartlarını ilgilendirmekteydi. Orucun ruhu, o ruhun mahiyeti ve yine o ruha nüfuz edebilme adına neler yapılabileceğine dair sorularla hiç karşılaşmadım. Pekala bu hususun Mevlânâ ise alakası ne? diyecek olursanız; Mevlânâ Mesnevi’sinin neredeyse hemen her sayfasında ele aldığı her meselde işin ruhunu nazara verir; öz’den, manadan dem vurur ve insanları o ufka bakmaya, onu yakalamaya yönlendirir. Yalnız bu demek değildir ki şekil şartları önemsizdir. Hayır; böyle bir şey diyen yok. Aksine şekil şartları sadece orucun da değil, bütün ibadetlerin olmazsa olmaz ilk şartıdır. O şartlara uygun yapılmayan ibadetlere, ibadet bile denmez. Madem böyle, yukarıdaki serzeniş niye derseniz; her ikisi arasında korkunç bir boşluğun varlığı. Hatta birinin hiç ama hiç olmayışı. Bu boşluk kapanır mı? Bence boşluğun farkında olmak, onun kapanması adına atılan ilk adımdır ve söz konusu boşluk günümüzde birçokları tarafından hissedilmiş bulunmaktadır. Fakat bunun taban bulması, başka bir ifadeyle tabanda kendine yer bulması uzun zaman alır. Belki bir nesil, belki iki nesil. Bu zaviyeden bakınca gelecekte aslına uygun çok daha güzel Ramazanların bizleri beklediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu kısa girişten sonra gelelim kaza ve kefaret ekseninde sorulan birkaç sorunun hepsine birden cevap olabilecek kısa açıklamalara. Kaza, meşru bir sebeple bozulan veya baştan hiç niyet edilmeyen orucun bir başka gün tutulmasıdır. Kefaret ise meşru olmayan bir sebeple bozulan oruç için ister ceza, isterse telafi amaçlı tutulan fasıla vermeksizin iki kameri ay müddetince tutulan oruca verilen isimdir. Halkımız arasında 61 orucu denilen oruç, kefaret orucunun diğer adıdır. ‘Cezalarda tedahül esastır’ prensibinden hareketle, birden fazla kefaret orucu tutması gereken kişi bir kefaret orucu ile bu cezayı ödemiş olur. Yani gayri meşru sebeple bozduğu her bir oruç için ayrı ayrı kefaret tutmaz. Bir kefaret hepsi için geçerlidir ama her biri adına ayrı ayrı kaza tutması gerekir. ‘Kefaret gerektiren bir ameli işlememiş olan bir kişi, her ihtimale karşı deyip ömründe en az bir defa kefaret tutmalı mıdır? sorusuna gelince; fukahanın bu soruya verdiği cevap aksine ihtimal vermeyecek ölçüde nettir; hayır. Neden? Çünkü şüpheler üzerine hüküm bina edilmez. Ortada kefareti gerektirecek bir eylem yok ise, kefaret de yok demektir. Tutulsa ne olur? İnsan elbette niyetine, niyetinin derinliğine göre sevap kazanır. 60 gün üst üste tutulan kefaret orucu bir ceza mıdır? Bu bakış açısına göre değişir. Kimine göre evet cezadır; çünkü 60 gün boyunca imsaktan iftara aç kalınacaktır. Günlük hayatını yeme-içme üzerine kurmuş, yatış-kalkışından iş ve ziyarete kadar her şeyini buna göre ayarlamış bir şahsın böyle düşünmesi normal olsa gerek. Kimine göre, ceza değil; rahmettir. Çünkü kasten yapılan bir hatayı telafi imkanı sunulmakta, böylece o ibadetten hasıl olan kamil sevabı tekrar yakalama imkânı verilmektedir. Bu imkânı sunan ibadete ceza demek, her şeyden önce yakışıksız ve talihsiz bir isimlendirmedir. Ayrıca böyle bir yaklaşım, farkında olunmasa da Allah’ın rahmetini itham manası taşır. Halbuki Allah, kullarına karşı çok merhametlidir. Onun her bir emir ve yasağında dünyevi ve uhrevi binbir hikmet nümayandır. Tekrar başa dönelim ve bir kez daha ibadetlerin özü, ruhu diyelim. O ruh sadece Hakk’ın rızasını gözetmekle elde edilir. Cennet ümidi, cehennem endişesi bile ruhu yakalamak için bir engeldir. Yazıyı bir menkıbe ile bitirelim: Rabiayı Adeviye bir gün bir elinde su dolu bir kova, diğer elinde ateş dolusu bir kürekle sokakta yol alır. Sorarlar, ‘Nedir bu hal?’ diye. “Su ile cehennem ateşini söndürmeye, ateşle cennet köşklerini yakmaya gidiyorum.” der. ‘Neden?’ denildiğinde ise, “İnsanlar cennet ümidi ve cehennem korkusu ile değil, sadece Allah aşkı için ibadet yapsınlar.” diye cevabını verir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: