Hacı Ata

Hocaefendi: 35 sene arkadaşlığımız var, Beni incitecek hiçbir şey söylemedi

Öteki’ni Anlamak

Posted by HacıAta 14 Şubat 2010

Ergun Babahan, Star

11.02.2010

Ergun BabahanGülen Cemaati bizim gibi laikler için hep kuşkuyla bakılan bir İslami hareketti. Hareketle ilgili bir sürü insanın kafasında soru işareti var.

Ama öte yandan Adisa Baba’dan Dakar’a uzanan coğrafyada yarattıkları eserleri, Türkiye’yi tanıtma, başka insanlara hizmet çabalarını da gördüm.
İzmir’den bana “Bu adamda ne gördün?” diye soran ve yazımı hayretler içinde okuduğunu söyleyen arkadaşımın da bunu görüp ikna olması gerekiyor.
12 Eylül’den önce sol harekette halkla içiçe olma kültürü egemendi.
Devrimin Çin gibi, kırdan köye geleceğine inananlar kırsala, devrimin kentli bir eylem olduğuna inananlar ise yaşamak için gecekondulara giderdi.
Üniversite öğrencisi, dil bilen küçük burjuva öğrenciler için bu bir inanç meselesiydi.
Devrimin ideal, eşitçi toplum yaratacağına, bunun için emekçi halkın eğitilmesi gerektiğine inanıyorlardı. 12 Eylül darbesi sonrası ne yazık ki, devrimcileri o emekçi halk ihbar etti.
Konumuza dönersek.
Türkiye’de muhafazakar kesimin zenginleştiği, müslümanlıkta Kureyş eğiliminin arttığı bir dönemden geçiyoruz.
Kimi müslümanlar için zengin olmanın, lüks jipe binmenin, Louis Vuitton çanta takmanın zekat vermekten önemli bir hale geldiği bir dönem bu.
Böyle bir dönemde, bu Hareket İslam’ın daha eşitçi, adil olduğu bir dönemi canlandırma çabasında.
Trilyonlara hükmediyorlar ama hareketin lideri saman bir yatakta yatıyor.
Hareketin eğitimine katkıda bulunduğu gençler, bir bankaya girmek yerine dilini, kültürünü bilmedikleri ülkelere yardım için karın tokluğuna çalışmaya razı oluyor.
Aynı fikirde olmasanız bile saygı duymanız gereken bir özveri.
Üstelik bunu zaman zaman benim gibileri rahatsız edecek bir milliyetçilik duygusuyla yapıyorlar.
Türkiye ve Türkiye’nin İslam anlayışını bu coğrafyaya hakim kılma çabaları var ve bunu inkar etmiyorlar.
Dakar’daki toplantıda eleştirim, Türkiye edebiyatı ve kültürünü tanıtmaktaki eksikleri üzerine oldu.
Nasıl Robert Kolej’e giden bir çocuk Amerikan edebiyatını sular seller gibi bilirse, Hareketin okullarına giden çocuklar da, Osmanlı ve Türk edebiyatını öyle bilmeli bence.
Gördüğüm diğer nokta ise, Hareket mensuplarının kendilerini geliştirme kabiliyeti oldu.
Yemekli bir toplantıda eşlerin neden olmadığının sorgulandığında, şu cevabı aldık:
“Biz, İstanbul’dan çıkmadık. Anadolu’dan çıktık. Hareket’ten değil, ana-babamızdan gördüğümüz gibi yaşıyoruz. Bizim köyümüzde de yaşam böyleydi. Zamanla çocuklarımız farklı biçimde yaşayacaktır.”
Doğru olan da bu.
Geleceğin farklı olacağını görmek ve kabul etmek.
İnsanları inançlarına göre değil de, davranışlarına göre yargılamayı öğrenirsek bu sorunları daha kolay aşacağız.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: