Hacı Ata

Hocaefendi: 35 sene arkadaşlığımız var, Beni incitecek hiçbir şey söylemedi

Hizmete Gönül Verenler ve Gönül Verenleri Doğru Anlayanlar

Posted by HacıAta 16 Şubat 2010

Almanlar ve Türkler, Müslümanlar ve Hıristiyanlar, Hizmete gönül verenler ve
gönül verenleri doğru anlayanlar; ortak bir geleceğimiz var ve bu geleceği
kurarken geriye baktığımızda birbirimizle tanışmak ve kalplerde ve
düşüncelerde buluşmak için Münih’te yapılan sempozyumun önemli bir işaret
taşı olarak durduğunu göreceğiz. Önümüzdeki ay ve yıllarda yeni işaret
taşlarının koyulması dileğiyle.

Almanyalı Türklerle Almanların ortak tarihinin başlangıcı için 1961 yılında
iki ülke arasında imzalanan iş göçü anlaşmasını temel alırsak önümüzdeki yıl
50. yıl dolmuş olacak. Bu elli yılın azami bölümü karşılıklı ilgisizlik,
antipati duygusu ve iletişimsizlikle geçti. Aynı toplumda yaşıyor olmamıza
rağmen birbirimizle konuşmadık, tartışmadık ve ortak geleceğimiz hakkında
neler düşündüğümüzü paylaşmadık.

Münih’te düzenlenen ‘Müslümanların Açılımı-Gülen Hareketi Diyalogda Yeni bir
Partner mi?’ konulu sempozyum konuşmanın ve tartışmanın, buluşmak için ne
kadar önemli olduğunu ortaya koydu. Ne genelde Müslümanların, ne de özelde
Hizmet’in sakınacağı her hangi bir yönü ve çalışması var. Aksine özellikle
son 15 yılda açtıkları eğitim ve diyalog merkezleri ile okullar iki toplumun
ortak geleceğinin şekillendiği atölyeleri gibi çalışıyor. Fakat din, dil ve
kültür ayırımı yapmadan yaptığınız güzel çalışmaları, araya parazitler
girmeden anlatmanız, gerekiyor.

Münih’te Nymphenburger Söyleşiler Platformu’nun ev sahipliğinde yapılan
sempozyum, Almanya’da Hizmet kavramı altında yapılan çalışmalara ilginin her
geçen gün arttığını ortaya koydu. Bu ilginin bir ucunda batı ile doğu
arasında – tarihi sebepleri ne olursa olsun – yüzyıllara dayanan düşmanlık
ve önyargıları tarihe gömmek için didinen Fethullah Gülen Hocaefendi var.
İki medeniyet müntesipleri arasında sağlam iletişim köprülerinin kurulması
ile tanışma, sonra da ortak sorunların çözümünde işbirliğine gitmeyi
hedefleyen bir çırpınış. Kim bu Hocaefendi, ve gerçekten sevgiye ve
merhamete dayalı yeni bir dünya mümkün mü? Aslında salonları dolduran, bu
sorulara ‘evet’ diyen Hocaefendi’nin fikirlerinin oluşturduğu umuttur. Ve
aslında hepimiz Prof. Thomas Michel’in ağzından İhlası, Dr. Michael
Blume’nin ağzından din ve bilimin barışabileceğini ve Dr. Rainer Hermann’ın
ağzından da İslam ile Demokrasi ve insan hakları arasında uyumun olduğunu
dinlerken; yaparken ne anlama geldiğini pek kavrayamadığımız sohbet ve
himmetlerin, yani hizmetin önemini bir kez daha idrak ediyoruz.

Diğer ucunda ise bu fikirlerin sadece teoriden ibaret olmadığını ortaya
koyan çalışmalar yer alıyor.

Sempozyumun en duygulu anları Kırgızistan’ın Oş şehrindeki kız kolejinden
mezun Aygerim Orunbekova ve Rusya’nın Petersbrug şehrindeki erkek kolejinden
mezun Timofey Neşitov’un yaptıkları konuşmalar esnasında yaşandı. Birinci
isim Almanya’da siyasal bilgiler okuyor, ikinci isim ise gazeteci olarak
çalışıyor. İkisi de çok açık ve samimi konuştu. Seslerinin, az sayıda da
olsa, salonda bulunan ön kabulleri ve ideolojilerin tutsağı insanların kalp
ve vicdanlarına ulaşıp ulaşmadığını bilmiyorum. Ancak Hizmeti merak eden
vicdan sahibi her insan iki genci dinlerken ‘gizli ajandanın’ ne kadar da
‘açık’ olduğunu gördü.

Programın güzel olan yönlerinden biri de tertip komitesi üyelerinin sonunda
sahneye çıkıp organizasyon esnasında ve sempozyumda dikkatlerini çeken
konuları anlatmaları oldu. Münih belediyesinin Kültürlerarası Çalışma
Bürosundan Dr. Margret Spohn sempozyum için hazırlıklara başladıklarında
tepki gösteren çevrelerin olduğunu belirterek, “Onlara dedim ki bana Gülen
hareketini bilimsel olarak eleştiren bir isim söyleyin davet edelim,
konuşsun. Komplo teorileri üreterek bir yere varamayız. Bir tek isim bile
söyleyemediler. Ancak Gülen hareketini hakkında bilimsel ve tarafsız söz
söyleyecek insan bulmakta zorlanmadık.”

Almanlar ve Türkler, Müslümanlar ve Hıristiyanlar, Hizmete gönül verenler ve
gönül verenleri doğru anlayanlar; ortak bir geleceğimiz var ve bu geleceği
kurarken geriye baktığımızda birbirimizle tanışmak ve kalplerde ve
düşüncelerde buluşmak için Münih’te yapılan sempozyumun önemli bir işaret
taşı olarak durduğunu göreceğiz. Önümüzdeki ay ve yıllarda yeni işaret
taşlarının koyulması dileğiyle.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: