Hacı Ata

Hocaefendi: 35 sene arkadaşlığımız var, Beni incitecek hiçbir şey söylemedi

Süleyman Sargın Ne okumalı ne kadar okumalı?

Posted by HacıAta 08 Mart 2010

Fethullah Gülen Hocaefendi, insanlığın kurtuluşu için çalışmayı (aksiyon) hayatımızın en zaruri hadisesi olarak anlatır.

Ancak aksiyonun en önemli yanı “kendi olarak kalmak”tır. Değişmemek, başkalaşmamak, hizmet ediyorum derken pörsümemek, hadiselerin yoğunluğu ve boğuculuğu içerisinde eriyip kaybolmamak gerekir. Kendi olarak kalmayı plânlayanlar, bütün arzularıyla, istekleriyle, kalbleriyle, vicdanlarıyla, davranış ve düşünceleriyle onu istemelidirler. Önce kendi olmak sonra da kendi olarak kalmak, insandan kol ister, kanat ister, kalb ister, kafa ister.

Bugün insanlığın kurtuluşu adına yola koyulan insanların en fazla dikkat etmeleri gereken husus “kendileri olarak kalmak”tır. Bu açıdan sahip oldukları değerler bütününü sürekli hatırlamalı, onları bir ayna olarak kabul edip günde birkaç defa o aynada kendilerini seyretmelidirler. Talip oldukları tek ama tek şeyin “Allah’ın rızası ve Resûlullah’ın hoşnutluğu” olduğunu bir an bile unutmadan nefsin, çevrenin, şartların ve şeytanın kendilerine kurduğu tuzaklara karşı olabildiğince dikkatli davranmalıdırlar. Bunun için, her an Allah’la irtibatlarını gözden geçirmeli, ibadet ü taate karşı hassas olmalı, evradını aksatmamalı, konumun hakkını vermeye çalışmalı ve sürekli bir muhasebenin içinde bulunmalıdırlar. Peki, bir hizmet insanının, kendi olarak kalmasına vesile olacak günlük evradı ve ibadeti asgari olarak hangi seviyede olmalıdır?

Öncelikle namaza karşı hassasiyet çok önemlidir. Çünkü namaz, imandan sonraki en büyük hakikattir. Namaza karşı hassasiyetin en önemli göstergesi, onu vaktin evvelinde ve cemaatle kılmaktır. Hangi bahaneyle olursa olsun, namazı geciktirmek, istişare ya da görüşme bahanesiyle onu sürekli geç vakte bırakmak ve bunu bir alışkanlık haline getirmek en büyük bereketsizlik sebebidir. Hele bu durumdan rahatsızlık duymamanın ve bunu marifetmiş gibi bir kısım laubali ifadelerle anlatmanın vebali çok büyüktür. Bu konuda, varsa yerleşmiş bir kısım yanlışları derhal terk etmek ve namazı hayatımızda hak ettiği yere oturtmak bir Müslüman’ın en birinci vazifesidir.

Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da Kur’an-ı Kerim’le münasebettir. Kur’an’ı anlamak kadar okuyabilmek de bir Müslüman’ın olmazsa olmazlarındandır. Allah’ın kelamını, hak ettiği güzellikte okuyabilmek, Allah’a saygının gereğidir. Bir yabancı dil için yıllarca kurslara gidip, değişik kurlar üzerinden eğitimini sürdüren insanların, yıllar geçmesine rağmen Allah’ın kelamını hâlâ kekeleyerek, duraklayarak okumalarının hiçbir mazereti olamaz. Nebiler Sultanı, bir hadislerinde “Ayda bir defa hatmedilmezse Kur’an terk edilmiş sayılır.” buyurmaktadır. Dolayısıyla her gün bir cüz Kur’an okumak ya da her gün mutlaka yarım saat Kur’an çalışmak günlük evradımızın vazgeçilmez bir esası olmalıdır.

Allah Resûlü’nün hayat-ı seniyyelerinden haberdar olmak, hadis-i şeriflerini okuyup gereğince amel etmek de O’na ümmet olmanın şiarıdır. İnsanlara örnek olma makamında bulunan her Müslüman’ın en az kırk tane hadisi Efendimiz’in mübarek ağızlarından döküldüğü haliyle ezbere bilmesi gerekir.

Kıvamı korumanın en önemli vesilelerinden biri de, kalbî ve rûhî hayatımızı besleyen “eserler”i sürekli okumak, “sohbetler”i devamlı dinlemektir. Senede bir defa “külliyât”ı bitirmek, “pırlantalar”dan hemen her gün istifade etmek, “sohbetler”in bereketli sofrasında kalbi doyurmaya çalışmak canlı kalmanın şartıdır. Bunun yanı sıra sahabe hayatına, İslam tarihine ve Allah dostlarının hayatlarının anlatıldığı eserlere de müstağni kalmamak gerekir.

Kendisini günahlardan muhafaza etmek, kalbinde oluşan lekeleri temizlemek isteyen bir insan, her gün mutlaka sayısız kelime-i tevhid okumalı, salâvat-ı şerifelerle Efendiler Efendisi’ne bağlılığını bildirmelidir. Cevşen-i Kebîr’i, elinden ve dilinden düşürmemelidir. Delâilü’n-nûr, Evrâd-ı Kudsiye, Tahmidiye gibi dualar dönüşümlü olarak okunabilir. Ayrıca, Kulûbu’d-dâria’dan bir parça mutlaka okunmalıdır. Allah dostlarının dillerine vird-i zebân olmuş kısa dualar, zikirler de tesbihle çekilmelidir. İştirak-i a’mâl-i uhreviye düsturuyla bazı dua ve virdlerin paylaşılarak okunması duanın külliyet kesbetmesi açısından da önemlidir. O duaya iştirak eden her bir ferd, duanın tamamını okumuş gibi bereketinden istifade eder.

Cenab-ı Hakk’a yakın olmanın en önemli yolunun nafile namazlar olduğu da unutulmamalıdır. Üç kişinin bile sorumluluğunu üzerinde taşıyan bir insanın, evvabin namazını terk etmesi, hâcet namazına ilgisiz kalması, duhâ namazı sanki yokmuş gibi davranması doğru değildir. Hele teheccüdsüzlüğün hiçbir bahanesi olmamalıdır. Haftada kılınacak teheccüd sayısını sınırlamak da doğru değildir. Hedef, haftanın her gecesini teheccüdle nurlandırmak olmalıdır. Hiç kimse bir başkasına “sen üç gün kılsan yeter” dememelidir. Bütün çetelelerde, teheccüd tam olarak gösterilmelidir. Çünkü gece ibadeti aksiyon düşüncesini besleyen, onu canlı tutan en temel azıktır. O olmazsa hizmetin, koşturmanın bir bereketi de olmaz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: