Hacı Ata

Hocaefendi: 35 sene arkadaşlığımız var, Beni incitecek hiçbir şey söylemedi

Cumhuriyet Dönemi İman Hizmeti

Posted by HacıAta 19 Mayıs 2010

İlahiyatçı yazar Mehmet Dikmen hoca, hazırladığı Cumhuriyet Dönemi İman Hizmeti kitabının önsözünde eseri şöyle tanıtmaktadır:

“Elinizdeki çalışmada, Cumhuriyet döneminde Bediüzzaman ile başlayan iman hizmetinin önde gelen maneviyat liderleri tek tek incelenmekte, zor şartlar içerisinde gösterdikleri hizmet feragat ve fadakarlıklarından örnekler verilmektedir.” Yazar, tüm cemaat liderlerinin verdiği ders alınacak örneklere Bediüzzaman’dan misallerle başlamaktadır. Birlikte okuyoruz Cumhuriyet Dönemi İman Hizmeti’nden tarihi bir tabloyu.

***

Bediüzzaman’ın talebesi Ahmed Gümüş anlatıyor: 1956 yılı sonbaharında, Isparta’da Üstad Bediüzzaman’ı ziyarete gitmiştim. O sırada 1948’den beri 8 senedir devam eden Afyon mahkemesi beraatle neticelenmişti. Üstad çok sevinçliydi. Bize, yaptığımız her işi Allah rızası için yapmamızı, o gaye ile hareket etmemizi; sözden ziyade, hal ve tavrın tesirli olacağını hatırlattıktan sonra, hizmete ait temel bir tavrı şöyle anlatmıştı:

-İslamiyet için kazanılmayacak insan yoktur. Her insan yüz kapılı bir saraya benzer. Mutlaka bir kapısından girilerek o insan fethedilir. Buna rağmen bin senedir Avrupa zındıklarının ve Asya münafıklarının tesiriyle, bu asil Türk milletinin çocuklarının akılları yanıltılarak, insandaki o yüz kapıdan 99’u İslamiyet’e kapatılmış olsa bile, fıtratı icabı bir kapısı daima hakikate açıktır. İslami ferasetle o açık kapıyı keşfedip oradan girilirse, diğer kapılar da içeriden İslamiyet hesabına açılır. O insan, İslamiyet için fethedilir. Ancak, ihlasla, acelecilik yapmadan, fıtratına uygun, Risale-i Nur ölçüleriyle anlatmak gerekir. Acelecilik, lüzumsuz yere münakaşa ve ithamlarla hareket edilirse, o zaman kapalı kapılara hücum edilip, o açık olan kapının da kapanmasına sebep olunabilir. Hizmette bu önemli hakikat unutulmamalıdır.

Üstad bu gibi ikaz ve irşadlarıyla hizmette saygılı ve sabırlı davranmamızı telkin eder, şartlarına uygun anlatımın fethedemeyeceği insan, açamayacağı kapı olmadığını ifade ederdi. Kendisi de hep böyle sabır ve tahammül örneği verirdi hizmetlerinde.

Nitekim bir diğer talebesi olan İbrahim Mengüverli de uygulanan ağır şartlara Üstadın gösterdiği sabır ve tahammül örneğini şöyle anlatıyordu:

Ben Emirdağ’da jandarma olarak vazife yaparken, bir gün bölük komutanım beni yanına çağırarak: Said Nursi’ye bir ev tutulacak, senin tanıdığın vardır buralarda, bu evi sen tut, dedi ve şartını da şöyle ilave etti:

– Yalnız bu ev karakolun karşısında ve kontrolünde olacak!. Halbuki karakolun karşısında Bakırcı Hasan’ın evi vardı. Bakırcı Hasan ise, akşam sabah içen alkolik bir adamdı. Verilen emri yerine getirmek üzere çarşıya çıktım, Bakırcı Hasan’ın dükkanına uğrayarak ona: Evin üst katına kiracı olarak Bediüzzaman’ı yerleştirelim, dedim.

– Ben sarhoş adamın biriyim. O ise hocadır. Nasıl olur bilmem ki, diyerek tereddütlerini ifade etti. Ben de gelip Üstada, ev var fakat karakolun karşısında hem de sahibi sarhoş, dedim. Üstad’ı kızacak diye beklerken müthiş bir sabır örneği vererek:

-Peki kardeşim, sarhoş olsun evi tut, dedi. Hemen ev sahibine koştum. O gün ve gecesi eve taşındık. Zaten birkaç parça eşyadan ibaretti. Üstad yerleştikten sonra gelen ev sahibine:

-Gel bakalım Hasan efendi şöyle yanıma otur, diye iltifat etti. Ezile büzüle gelen ev sahibi, buyur hocam, dedi. Üstad, ‘Sen içer misin?’ diye sordu. ‘Sabah akşam demez içerim efendim.’ dedi. Üstad, elini Hasan’ın sırtına koyarak üç kez sıvazladı:

-Haydi oğlum, artık bundan sonra vazgeçersin inşallah, dedi.

O güne kadar sabah akşam içen Bakırcı Hasan, o sabah Üstad’la beraber sabah namazı kıldı. Ondan sonra da bir daha içkiyi ağzına koymadı, beş vakit namazlı dört başı mamur bir Müslüman olarak yaşadı. Bu hadiseye bizzat şahit olduktan sonra Bediüzzaman Hazretlerine olan hürmetim sarsılmaz hale geldi. Onun kendisine karşı uygulanan bu türlü ağır muamelelere hizmetin hatırı için gösterdiği sabrına, tahammülüne de hep hayran kaldım. İşte bugünkü başarı da o türlü sabır ve tahammülün sonucu oldu. Cumhuriyet Dönemi İman Hizmeti kitabı, Süleyman Efendi’den Necip Fazıl’a kadar tüm cemaat önderlerinin hizmet örnekleriyle dolu bir değerli eserdir. Geçmişini iyi bilen vefalılar, geleceğine de o bilgiler ışığında isabetli tedbirler alarak daha şevkli hizmet ederler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: