Hacı Ata

Hocaefendi: 35 sene arkadaşlığımız var, Beni incitecek hiçbir şey söylemedi

İslamiyet, insanlara ne vermek istiyor ve biz ne haldeyiz?

Posted by HacıAta 28 Haziran 2010

Yıllar boyu şehir şehir dolaştım… Bir seyahatimde otobüs Munzur Dağları’na varmıştı. Radyodan, “Lanet olsun sana ey köhne dünya, yolumu tuttun da başa döndürdün.” gibi bir güfte duydum.

Yolculuğun verdiği garip hislerle doldum. Kahveler, meyhaneler tıklım tıklım dolarken bir şey demiyorlar; camiler doluyor diye telaş ediyorlar. Gözlerim nemlendi…

“Bir hayata çattık ki hayata kurmuş pusu…” Arkadaşlarım diyor ki “Bazı mısraları veya beyitleri sık sık okuyorsun.” Ne kadar sık okusam, kahveye, meyhaneye gidenler kadar sık değil.

Sosyalistlerin bir sloganı vardır: “Zincirlerimizden başka kaybedecek şeyimiz yok.” Öyle zannediyorum ki, bazı insanlar için en tehlikeli zincir kötü alışkanlıklardır. Kötü alışkanlıklarını terk etseler, asıl o zaman zincirlerinden kurtulup İslamiyet’te özgürlüğü bulabilirler. En büyük özgürlük İslam’a köle olmaktır.

Din dışı bir hayat etrafımızı sur gibi çevirmiş. Kılık kıyafet, ev dekoru, yemek şekli, ticaret, bankalar, müstehcen basın-yayın, televizyon… Sultanahmet Meydanı’nda gezen bir turist, kendini bir Avrupa ülkesinde sanabilir. Her şey Avrupa’daki gibi…

“Efendim, helal kazanıyoruz, helale harcıyoruz. Evi, arabayı, halıyı, mobilyayı, elbiseleri ziyafetleri yasaklayan ayet ve hadis var mı?”

İsraf men edilmiş amma israftan kaçan kim? Bütün peygamberler, veliler böyle yaşamaktan kaçınmış.

Geçmiş yıllarda Fatih Sultan Mehmed’in türbesini ziyarete gittiğimizde, Fatiha okuduktan sonra arkadaşlara dedim ki, “Arkadaşlar, Fatih de bir zamanlar çocuktu. Çubuktan atına biner, çamura düşer, üstünü başını kirletirdi. Bu çocuğu Fatih Sultan Mehmed Han yapan neydi? Sadece saraylarda doğup büyümesi denemez. Çünkü sarayda doğanların başına öyle felaketler gelmiş ki hiçbirimiz istemeyiz. Fatih Sultan Mehmed’i bu hale getiren, İslamiyet’tir.”

İnsanlar için maddî ve manevî faziletlerin bütünü İslamiyet’te toplanmıştır. Ne zaman ki fert, aile ve millet İslamiyet’i yaşamışsa, o zaman yücelmiş, güçlenmiş. Ne zaman da (fert, aile ve millet) İslamiyet’ten uzaklaşmış, işte o zaman ayakaltına düşmüşler.

Ümitsiz değilim. Gübreli topraklarda büyük ağaçlar yetiştiği gibi, bozulan insanların içinde de büyük adamlar yetişir.

“İslamiyet insanlara ne vermek istiyor ve biz ne haldeyiz?” sorusuna cevap vermek zorundayız. İslamiyet, dünyamızı ve ahiretimizi cennet eden bir dinken, cehennemî halde olanlar, İslamiyet’i anlamamış demektir.

İslam büyüklerinin yaptığı yolda yürümek zorundayız. Bu yol nedir? İslamiyet’i saniye saniye, adım adım yaşamak. İslam’a uymayan her bakıştan, her sohbetten, her ortamdan kaçmak… Müslüman, İslamiyet için vardır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: