Hacı Ata

Hocaefendi: 35 sene arkadaşlığımız var, Beni incitecek hiçbir şey söylemedi

Osmanlı’nın kalbinin attığı yerler

Posted by HacıAta 28 Haziran 2010

Geçen sene Kavala’ya uğradığımızda Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın yaptırdığı imaretin içine girememiştik.

Bu sene önceden izin alarak girebildik. Osmanlı’nın 1.600’den fazla imaret eserleri olduğu biliniyor. Kavala’daki imaret ise bunlardan en son inşa edileni… Aslında bu imaret, Kanunî Sultan Süleyman’ın vezirlerinden İbrahim Paşa tarafından yaptırılan imaret üzerine yapılmıştır. Evliya Çelebi, İbrahim Paşa’nın yaptırdığı su kemerlerinden, camiden ve imaretten bahsetmektedir.

Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın evinin ve bu imaretin işletme haklarını 49 seneliğine Anna Mısıryan Cuma alıp kiralamış. Bu hanımefendi, ABD’deki Philips Morris şirketinin ortaklarından bir aileden, yani geniş imkanları olan birisi… Burasını, bir hobi gibi işletiyor. Onun için parası olsa dahi her geleni buraya sokmuyor. Bir otel gibi işletilen bu yerde kalmanın zaten geceliği 350-1.500 Euro arası. Onun için burada kalanlar çok az. Zararı ise kendisi tazmin ediyor. Bu sebeple çok seçici davranıyor. Bizim ziyaret iznini de tanıdıklarımız alıverdi. Onun için bizzat kendisi gezdirip rehberlik yaptı. Bir kere Osmanlı hayranı… “Osmanlı’nın geçmişiyle iftihar ediyorum. O kadar çok iç içe güzellikleri var!..” diyor. İmaretin mescidine kimseyi ayakkabı ile sokmuyor. Aslında sadece orta yerde namaz kılmak için tarihi bir kilim ve yanlarında oturacak minderler var. Çoğu kuru yer. Ama “Burası mescid, ayakkabı ile girilerek saygısızlık yapılmaması lâzım… Ben burada oturup huşu ile ibadet eden insanlar gördüm. Bunlar Müslüman değildi. Öyleyse herkesin hürmetkâr olması gerekiyor.” diyor.

Anna Hanım’ın orta isminin “Mısıryan” olmasından anlaşılacağı üzere Mısır’da kalmış ve Mısır’ı iyi biliyor. Onun için Mehmet Ali Paşa’nın Mısır’da çok güzel eserler yaptırdığını, her dinden insanın inancına saygı gösterdiğini söyledikten sonra bu hoşgörünün aslında ona Osmanlı’dan miras olduğunu söylüyor. “Osmanlı hep herkese öyle davranıyordu.” diyor.

Mısır’da, İstanbul ve İzmir’de kalmış bulunan, Amerika’da yaşayan bu hanımefendinin, aslının Kayseri Ermenilerinden olduğunu öğrendim.

İmaretin lokantasına asla domuz eti sokturmuyor.

Anna Mısıryan Cuma, “Batı Trakya ve Balkanlar’da pek çok Osmanlı eseri var. Sanki imparatorluğun kalbi buralarda atmış. Bu şaheserlerin restore edilip diriltilmesi gerekiyor.” diyor.

Yunanistan’ın şu anda en güzel oteli olan imaret, dünyanın da en güzel yüz oteli içine giriyor. Medrese kısmının üzerinden denize ve Kavala’ya baktığımızda Topkapı Sarayı’ndan İstanbul’a ve denize bakıyor gibi oluyor. Zaten buranın mimarı da İstanbul’dan gelmiş.

Mısıryan Hanımefendi, “Benim işim diyalog. İslam, 11 Eylül demek değil. Fanatizm hiç değil… Ben Mevlânâ’yı biliyorum. Fethullah Gülen Hocaefendi’yi görmedim, tanımıyorum ama vicdanıma bakıyorum, onun dediklerini söylüyor.” diyor.

İmarette bir de enstitü var. “Doğu kültür ve geleneği incelemeleri” üzerine… Hat ve ebrû gibi sanatlar üzerine de ders veriyorlar. Enstitünün Müdürü Yannis Melachrinoudis; Mısırlı, Arapçayı anadili olarak konuşuyor. Zaten imaretin bir bölümünü bize o gezdirdi… a.aymaz@zaman.com.tr

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: