Hacı Ata

Hocaefendi: 35 sene arkadaşlığımız var, Beni incitecek hiçbir şey söylemedi

Fıtrat, Din ve Hizipler

Posted by HacıAta 01 Nisan 2013

indir (HD)

indir (mp3)

Soru: Rum Sûresi’nin 30. ayet-i kerimesinde zikredilen “hanîf”, “fıtrat”, “halkullah” ve “din-i kayyim” ifadeleri nasıl anlaşılmalıdır? Bunların peşi peşine sıralanmasında nasıl bir münasebet söz konusudur? (00:19)

-Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor:
“O halde sen, batıl dinlerden uzaklaşarak yüzünü ve özünü, hak din olan İslâm’a yönelt. Yani Allah’ın insanları yaratmasında esas kıldığı o fıtrata uygun hareket et. Allah’ın bu hilkatini kimse değiştiremez. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların ekserisi bunu bilmezler, anlamazlar.” (Rûm, 30/30) (00:40)

-Hanîf; eğriliği bırakıp doğruluğun peşinde giden demektir; bu mânâ ile örfte Hazreti İbrahim milletine isim olmuştur ki, başka dinlerden, batıl mabudlardan uzaklaşıp yalnız bir Allah’a yönelen ve “Şirk koşmaksızın tek Allah’a inanan” (Hac, 22/31) manasına gelmektedir. Yukarıdaki ayet-i kerimede geçen “hanîfen”; şirkin ve ilimsiz olarak hevaya tabi olmanın tam zıddı olan hakka meyli, doğruluğu, tevhidi ifade etmektedir. (02:55)

-Şirkin büyüğü küçüğü, gizlisi açığı, farklı çeşitleri vardır; birini Cenâb-ı Hakk’ın icraatına ortak kılma açık ve çok büyük bir şirk olduğu gibi, yapılan güzel şeyleri başkalarına gösterme, duyurma, alkış peşinde koşma, ahiret hesabına yapılan işlerde dünyevî beklentilere girme gibi hususlar da bir çeşit şirktir. (03:50)

-Her yeni doğan çocuk temiz bir fıtrat üzere doğar. O adeta gelip ağaç olmaya ve meyve vermeye istidatlı bir tohum gibidir. O tohumun temiz bir zemine bırakılması, sonra da bırakıldığı yerde gelişirken temiz bir hava ile havalandırılması, temiz şualarla şualandırılması, temiz su ile sulanması ve tımar edilmesi onun fıtratını koruması, yaratılış hikmetine göre bir keyfiyet alıp hayatı öyle götürmesi için şarttır. Bu hususta aile, okul ve çevre gibi faktörler çok önemli birer rol oynarlar. (14:30)

-İnsanın yoldan çıkıp dalâlete sürüklenmesi üç ihtimalden iki ihtimaldir. Doğruyu bulup doğruya yürümesi, ardından doğruyla buluşması ise üç ihtimalden bir ihtimaldir. Şöyle ki, bir insan, iradesinin hakkını vermez, doğru yolun gereklerini yerine getirmez, yamuk yumuk hareket ederse onun dalâlete gideceği muhakkaktır. İkinci olarak, insan olduğu yerde durup âtıl kalırsa onun yine dalâlete gitme ihtimali vardır. Geri kalan bir ihtimal ise, insanın iradesinin hakkını verme, kendini zorlama ve böylece hidayete mazhar olma yoludur. Evet insan, bir ihtimalle hidayete ulaşır. Fakat o, bu ihtimal ve alternatifi kullanmazsa, bu defa iki alternatifle dalâlete sürüklenmeyle karşı karşıya kalır. Demek ki insanın doğruyu bulup o istikamette hayatını sürdürmesi çok ciddi bir cehd ve gayret istemektedir. (16:43)

-Pakistanlı âlim İnamullah, kendisine ikinci Einstein nazarıyla bakılan Sir James Jeans’ı zaman zaman ziyaret eder. Çoğu zaman atomlarından galaksilerine kadar bu muhteşem nizamın baş döndürücü ahengi karşısında onun adeta hayranlıkla kendinden geçtiğini görür. Bir gün “İnamullah, hayret ediyorum! İlmin bu kadar gelişmesine rağmen, ilim yuvalarında hala inkârın hükümran olmasına hayret ediyorum.” der. İnamullah bu sözü bir girizgâh kabul ederek, “Üstad, biliyor musun, Hazreti Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem) vahyedilen Kur’ân-ı Kerim’de bir âyet var. Allah şöyle ferman buyuruyor:

إِنَّمَا يَخْشَى اللهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاءُ

“Allah’tan, kulları arasında ancak âlimler hakkıyla korkar.” (Fâtır, 35/28) Jeans, bunu duyunca irkilir; “Bunu Hazreti Muhammed mi söylüyor? Öyleyse, O hak peygamberdir!” der. (21:43)

-Fıtratı duyma, şirkten uzaklaşmaya bağlıdır. İnsan küçüğü büyüğüyle şirkten ne ölçüde uzak kalırsa, o nisbette de fıtratın kanunlarını duymaya, görmeye ve okumaya başlar. (23:04)
Soru: Rum Sûresi’nin 31 ve 32. ayet-i kerimelerinde, hizip hizip ayrılıp âidiyet mülahazasıyla böbürlenmek müşriklerin bir sıfatı olarak anlatılıyor? Bu ilahî beyanın mü’minlere verdiği mesajları lütfeder misiniz? (25:25)

-Sünnet ve nafile namazlar “cebren linnoksan”dır; yani, farz namazlardaki noksanları tamamlar, eksiği gediği giderir. Cenâb-ı Hak sünnet namazları ve diğer nafileleri edâya, ekstradan bir yakınlık va’dinde bulunmuştur. Onları hafife almak ve geçiştirmek katiyen doğru değildir. (30:47)
-Allah’a giden yollar, Kitab’a ve Sünnet’e uygun olduktan sonra, mahlukâtın solukları sayısıncadır… (44:10)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: