Hacı Ata

Hocaefendi: 35 sene arkadaşlığımız var, Beni incitecek hiçbir şey söylemedi

Archive for the ‘Gündem’ Category

Murat Zengindemir dua ve gözyaşlarıyla uğurlandı!

Posted by HacıAta 30 Temmuz 2013

Oklahoma’da geçtiğimiz gün geçirdiği elim kaza sonucu vefat eden Raindrop Türk Kültür Merkezi Müdürü Murat Zengindemir (34), ebedi istirahatgâhına gözyaşlarıyla uğurlandı. Zengindemir’in cenazesi Oklahoma’nın önde gelen isimleri ile onlarca farklı eyaletten dostlarını biraraya getirdi. Oklahoma Valisi Mary Fallin, şahsen tanıdığı Zengindemir için bir taziye mesajı yayınlarken, Emniyet Müdürü cenaze için özel polis eskortu tahsis etti. En Nasr Camii’nde yapılan cenaze törenine Oklahoma Eyaleti Eğitim Bakanı David Goin ve Vali Fallin’in kızı Christina Fallin başta olmak üzere yüzlerce insan katıldı.

Eyalet Eğitim Bakanı David Goin törende kısa bir konuşma yaptı. Goin, “Murat’ın vefatını duyunca eşim de ben de büyük bir şok yaşadık. Biz onu hep güler yüzü ve samimiyeti ile hatırlayacağız… Dualarımız hem Murat hem de kederli ailesi ve yakınları için” dedi.

Vali Fallin ise Zengindemir için yayınladığı taziye mesajında şu ifadelere yer verdi: “Sevgili dostlar ve Raindrop Türkevi’nin değerli çalışanları… Murat’ın vefatından dolayı büyük üzüntü duydum. Bu dünyada kısa bir süre kalmasına rağmen, o neşeli tarzı, güleryüzü ve nazik kalbi ile Oklahoma eyaleti üzerinde kalıcı bir iz bıraktı. Murat, farklı kültürlerin birbirini anlayabilmesi ve toplumlararası ilişkileri geliştirmenin ne büyük bir önemli taşıdığının daha iyi anlaşılması için durmak yorulmak bilmeden çalıştı. Ben, onu görmekten dolayı daima mutlu oldum ve sadece bana değil, aynı zamanda Oklahoma Türk toplumuna verdiği destek takdire şayandır. Geride Sevda gibi harika bir eş ve güzel kızı Ayça’yı bıraktı, biliyorum. Kalbim her zaman onlarla birlikte. Allah onu kabrinde rahat ettirsin, ailesi ve çok sayıdaki dostuna da teselli ve huzur versin. Ben onlar için dualarımı daima sürdüreceğim.”

Cenazede taziyelerin bildirenler arasında Oklahoma Baptist Kiliseleri Başkanı George Young da vardı. Young, şunları söyledi: “Murat’ın vefatına bu kadar çok üzülebileceğimi doğrusu bilmiyordum. Raindrop Türkevi’nin birçok etkinliğine katıldım. Murat şimdi aramızdan ayrıldı ve ben onu şimdiden özlemeye başladım. Allah büyüktür ve biz Murat’ın ömrünü adadığı ‘insanlığın birlikteliği ve iyiliği’ yolunda Murat’ı mutlu edecek şekilde çabalarımızı sürdürmeliyiz. Onun bu yolda yaptıkları asla unutulmayacak.”

Zengindemir için okunan Kur’an-ı Kerim’in ardından söz alan Oklahoma Şehri İslam Cemaati Başkanı Dr. Imad Enchassi de şunları söyledi: “Efendimiz (SAV), hadis-i şeriflerinde ‘Cenazesinde 40 salih insan bulunanı Allah affeder” buyuruyor. Burada çok daha büyük bir kalabalık var. Murat’ı hep güler yüzü ve nezaketiyle hatırlayacağız.”.

Texas Türk Amerikan Ticaret Odası Başkanı Orhan Küçükosman ise, Zengindemir’in kısa sürede herkesin gönlünü fethettiğini söyledi. Büyük bir acı içinde olduklarını ifade eden Küçükosman, “Murat ile yıllardır ağabey kardeş gibiyiz. Oklahoma’ya gelmesine de biz vesile olmuştuk. İki yılda bu kadar insanın kalbinde taht kurması, onun gönül güzelliğini gösteriyor. Devlet başkanı ağırlığında olan Oklahoma Valisi Fallin’in kederli aileye şahsi taziyelerini iletmesi, Fallin’in kızının bizzat camiye gelmesi, muhtelif mevkilerde idarecilerin törende kendilerini bizim insanımız gibi hissetmesi ve Murat’ın arkasından ağlamaları çok manidar.”

Cenaze namazı ve taziyelerin ardından Zengindemir’in naaşı vasiyeti üzerine Mercy (Merhamet) Kabristanı’na getirilerek defnedildi. Zengindemir, dostlarına ve ailesine vefatı halinde görev yaptığı beldeye gömülmek istediğini söylemişti.

Namazın ardından merhumun acılı eşi Sevda Zengindemir’in ayakta güçlükle durabildiği gözlendi. Babasının vefat anının tek şahidi küçük kızı Ayça (9) ise camideki namaz sonrası mezarlığa götürülmedi. Murat Zengindemir, önceki gün 9 yaşındaki kızını götürdüğü yüzme havuzunda geçirdiği kaza sonucu hayatını kaybetmişti.

-Son mesajı: ‘Ölmeden önce uyan’-

Murat Zengindemir’in vefatından bir gün önce sosyal medyada paylaştığı ‘ölüm’ temalı mesaj ise dikkat çekti. Zengindemir, mesajında Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin şu beyitine verdi: “Hayat bir uykudur, ölünce uyanır insan. Sen erken davran, ölmeden önce uyan.”

resim5

resim6

resim

resim5

resim6

resim7

Posted in Gündem | Etiketler: | 1 Comment »

Kazak Öğrenciler Piknikte

Posted by HacıAta 03 Temmuz 2013

Kütahya’nın Hisarcık ilçesindeki Eğitim Gönüllüleri Derneği’nin yaz kursuna katılan öğrencilere yönelik düzenlemiş olduğu pikniğe 9 Kazak öğrenci de katıldı.
Türkçe Olimpiyatları çerçevesinde Türkiye’de bulunan 9 Kazak öğrenci etkinlik sonrasında Hisarcık ilçesini ziyaret ederek Eğitim Gönüllüleri Derneği’nin yaz kursuna katılan öğrencilere yönelik Yenice beldesi Tahtalı mesire alanında düzenlemiş olduğu pikniğe iştirak ettiler.

Hisarcık Eğitim Gönüllüleri Derneği Başkanı Ali Demir, konaklayan öğrencilere hem yöreyi hem de yemekleri tanıtmak amacıyla onlarla Tahtalı mesire alanında buluştuklarını belirterek, ”Kazakistan’ın seçkin üniversitelerinde okuyan ve Türkçeyi de çok güzel bir şekilde konuşan Kazak öğrencilerle kendi öğrencilerimiz çok güzel bir şekilde iletişim kurarak birlikte oyunlar oynadılar. Piknikte Kazak misafirlerimize ilçemizin meşhur fırın kebabı, çay, çerez ve meyve ikramında bulunduk. Onları önümüzdeki sene tekrar ilçemize davet ettik. Kazak öğrenciler de bizim öğrencileri Kazakistan’a davet ettiler. Ayrılış zamanı geldiğinde öğrencilerimiz ile Kazak öğrenciler arasında hüzünlü anlar yaşandı. Bu arada öğrenciler birbirleriyle iletişim kurmak için e-posta adreslerini aldılar. Yapılan piknik etkinliği hem kendi çocuklarımızı farklı kültürden insanlarla tanıştırmak, hem de onlara dünyanın başka ülkelerinde de kendileri gibi düşünen, konuşan, bizim ülkemizi ve insanlarımızı seven insanların var olduğunu gösterebilmek adına çok yararlı geçti” diye konuştu.

Posted in Gündem | Etiketler: , , | Leave a Comment »

” İNSAN HAKLARI VE HÜRRİYETİ CENAB-I ALLAH’IN HEPİMİZE BAHŞETTİĞİ HAKLARDIR”

Posted by HacıAta 25 Haziran 2013

Temel hak ve özgürlüklerin pazarlık konusu yapılamayacağını vurgulayan Fethullah Gülen Hocaefendi, anadilde eğitim hakkının adil olmanın gereği olduğunu ifade etti.

Erbil’de Kürtçe yayınlanan Rudaw Gazetesi’nden Rebwar Kerim’in barış süreci, Ortadoğu’daki gelişmeler ve bölgedeki hizmet faaliyetleri hakkındaki sorularına cevap veren Fethullah Gülen, “Türk ve Kürt olmak irademiz dışındayken bunları ayrım sebebi yapmak garabet.” diye konuştu ve Türkiye’nin dünya genelinde Kürtlerin hakkını koruyan bir rol üstlenmesinin yerinde olacağına dikkat çekti.

“Çözümün anahtarı, kendimiz için istediğimizi başkası için de istemekte.” diyen Gülen, anadilde eğitimin ilke planında kabul edilmesinin, devletin vatandaşlarına karşı adil olmasının gereği olduğunu, bunu kabul ettikten sonra pratikte karşılaşılabilecek problemlerin ayrıca ele alınabileceğini belirtti. Kürtlerin dünyaya açılmasında Türkiye’nin bir kapı olması gerektiğini ifade eden Gülen, “Türkler, Kürtlerden önce Kürt meselesine sahip çıkmalıdır.” dedi.

KUCAKLAYICI VE SABIRLI OLMAK LAZIM

Fethullah Gülen Hocaefendi, röportajda şu ifadeleri kullandı: “Yıllardan beri bölgede akmakta olan kan ve gözyaşının dinmesine yönelik faaliyetleri desteklememek mümkün değil. Geçmiş acıların geleceğimize set olmasına engel olmak, ufka bakıp yapıcı faaliyetler ortaya koymak esastır. Samimiyet, karşılıklı saygı, bir hadis-i şerifte ifade buyrulduğu gibi, kendimiz için istediğimizi başkaları için de istemek, kendimiz için istemediğimizi başkaları için de istememek, hattâ bunun da ötesinde Kur’ân-ı Kerim’de övülen ve Medine’de Ensar’ın çok önemli bir vasfı olarak zikredilen karşımızdakini kendimize tercih temellerinde davranmak, problemlerin kökünü kesecek ve onları kurumaya, bitmeye mahkûm hale getirecektir inancındayım. Türk ve Kürt sivil toplum kuruluşları, bu temellerde bir zeminin hazırlanması, insanların bu temeller üzerinde kaynaşması, hatta âdeta fertlerin görünmediği kurşundan bir bina gibi bir birlik meydana getirilmesi istikametinde gayret göstermelidir.

Ayrıca, söz ve tavırlarda asla incitici olmama, herkesi kucaklayıcı ve sabırlı davranabilme de çok önemlidir. Herkesin çok dikkatli ve temkinli olması, kışkırtmalara gelmemesi lazımdır. Bağırıp çağırmalarla ve sloganlarla problemler çözülmez. Meselenin üzerine bağırıp çağırarak, yakıp yıkarak ve öldürerek değil, akıl, feraset ve şefkatle gidilmelidir.

TARAFLAR BİRBİRLERİNİN HİSSİYATINA SAYGI GÖSTERMELİ

Güvenlik ortamının da peyderpey tesis edilmesinden azami ölçüde istifade ederek; başta eğitim olmak üzere, her türlü ekonomik, sosyal, kültürel ve manevi münasebetleri geliştirmek gerekir. Bu maksada yönelik olarak, ma’şeri vicdanın Gönül Köprüleri adını verdiği, Batı’dan Doğu’ya, Doğu’dan Batı’ya ortak projeler hayata geçirilmeli; mevcutların kapasite ve hedefleri geliştirilmelidir.

Kürtlerin yoğun olduğu bölgelerin de birer cazibe merkezine dönüştürülmesi, özellikle de eğitimin cazip hale getirilmesi çok önemlidir. Zira, mevcut eğitim problemleri çözüldüğü zaman pek çok mesele de çözülmüş olacaktır. Dünden bugüne işsiz, güçsüz, okuyamamış insanlar büyük ölçüde kendilerini itilmiş, ikinci sınıf gibi görmüşlerdir. Halbuki bölgenin insanları, geçmişte önemli medeniyetlere beşiklik yapmış çok zeki insanlardır. O psikolojik havadan ve bazıları itibarıyla içine düştükleri kompleksten de onları kurtarmak lazımdır. Bu yapılırken de, kardeşlik ve eşitlik prensiplerinin gereği olarak; taraflar birbirlerinin hissiyatlarını rencide edici davranışlardan uzak durmalıdır.

İNSAN HAKLARI VE HÜRRİYETİ CENAB-I ALLAH’IN HEPİMİZE BAHŞETTİĞİ HAKLARDIR

Etnik ve mezhep temellerinde ve başkaları aleyhine her türlü ileri faaliyet veya yayılma gayretinden, kışkırtmaya, kavgaya, mücadeleye ve çatışmaya zemin hazırlamaktan, alet olmaktan ve girmekten şiddetle sarf-ı nazar edilmesi gerekiyor. Hem ülkeler içinde, hem bölgemizde daha fazla ayrılık ve fitne tohumlarının ekilmemesi ve yeşertilmemesi konusunda da a’zamî dikkat gösterilmesi icap ediyor. Modern dönemde yaşananların tersine, Ortadoğu halklarının beraberce, sulh içinde yaşamaya dair güçlü tarihî ve geleneksel değerleri vardır. Kürt, Türk, Arap, Hristiyan, Müslüman ve Musevîler beraber yaşama kültürüne sahiptirler. Bu kültürel değerleri yeniden keşfedecek, onları yeniden hayata geçirecek “eğitim modellerine ve sivil toplum kuruluşlarına” ihtiyaç vardır.

Bu noktada çok mühim bir husus da şudur: İnsanların hakları ve hürriyetleri, kimsenin, hiçbir gücün onlara bahşedeceği ve dolayısıyla başkalarından beklenecek şeyler değildir. Bunlar, yaratanımız ve yaşatanımız olan Cenab-ı Allah’ın insan olarak hepimize bahşettiği haklardır, özgürlüklerdir. Peygamber de olsa, insan ve yaratılmış olma konusunda herkes, ama herkes, birbirine eşittir. Bu eşitliği baştan tanımadan adalet de, hukuk da olmaz. O bakımdan, söz, tavır ve davranışlarımızda lûtfedici imajı uyarmaktan uzak durmak; bu temel hak ve hürriyetleri başka değerler karşısında pazarlık unsuru olarak görmemek ve kullanmamak, diğer taraftan da, meşru olmayan, evrensel hukuk sınırlarının dışında ve bilhassa şiddet ihtiva eden yollardan her ne maksatla olursa olsun kaçınmak elzemdir.

KENDİ MENFAATLERİ UĞRUNA HALKLARI BOĞUŞTURUYORLAR

Sadece Türkiye, Kürt kardeşlerimiz ve Irak Kürdistanı olarak değil, bütün bir âlem-i İslâm olarak belki birkaç asırdır en ızdıraplı ve acı dönemlerimizi yaşıyoruz. Problemlerimiz, her tarafta aynı: cehalet, fakirlik ve tefrika. Bu problemlerle birlikte ümitsizlik; hile, aldatma ve karşılıklı güvensizlik; karşılıklı düşmanlık ve aleyhtarlık; düşüncede, içtimaî, iktisadî ve siyasî hayatta baskı, istibdat ve zulümler, dolayısıyla fikrî, ilmî, içtimaî, iktisadî ve siyasî terakkinin önünün tıkanması, ferdî inkişaflara imkân tanınmaması ve şahsî menfaatlerin önde tutulması, kaç asırlık acınası halimizin diğer veya yan sebepleri olarak varlığını koruyor. Bu problemler, bu dünyanın ayağa kalkmasını istemeyenler, kendi menfaatleri uğruna birbirleriyle boğuşmasını arzu edenler tarafından da sürekli körükleniyor. Arab’ı, Türk’ü, Kürd’ü, Acem’i vb. olarak problemlerimizin, bunların sebeplerinin ve çözüm yollarının ne kadar farkında olduğumuz da sorgulanabilir bir husustur.

İDEOLOJİK PROPAGANDA BİZİM DÜNYAMIZDA YER ALMAZ

Tarih boyunca insanlığa faydalı olmak adına yapılan yardımseverlik faaliyetleri hemen her zaman belirli bir dünya görüşünü empoze etmekle suçlanmıştır. Çalışkanlık, dürüstlük, diğergamlık gibi hemen herkesin olumlu göreceği hasletlere vurgu yapan çalışmalar, projeler bile bir kesim tarafından endoktrinasyon olarak adlandırılmıştır. Ortada aykırı bir ideoloji ve bu ideolojinin propagandası bahis mevzuu olmuş olsaydı, böylesine hassas şartlarda, fertlerin bile mahremlerine kadar gözlenip takip edilebildiği bir dünyada, istihbarat servislerinin her türlü gözleme ve takip imkânına sahip bulunduğu bir zeminde bunun gizli kalabilmesi mümkün olabilir miydi ve mümkün müdür? Yarım asrı aşkın bir süredir böylesi ithamları haklı çıkaracak tek bir emare ortaya konamamışsa, bu ithamların hâlâ ne ifade ettiğine yüksek idrak ve insaflarınızı rahatlıkla hakem kabul ediyor; hükmü ve kararı gönül rahatlığı içinde yüksek idrak ve insaflarınıza bırakıyorum.

Kaldı ki “ideolojik propaganda” ifadesinin bizim ıstılâhımızda olmadığını da hatırlamak gerekir. Hizmet hareketi ahlâki gelişim, sulhun yayılması ve gelişmiş dünyayı yakalayabilecek kaliteli bir eğitimin, yerel değerlere ve hukuka saygı içerisinde verilmesi gibi gâyelere sahiptir. Irak’ta da gâye aynıdır. İdeolojik propaganda bizim ait olmadığımız bir düşünce dünyasından gelir. Biz onu bilmeyiz. Çatışma çözümünün, diyalog ve konsensüsün, cehaletle mücadelenin; ilmî ve teknolojik gelişmeler için uygun ortam hazırlamanın, huzur, emniyet ve barışın yanında olmanın ideolojik propagandayla telif edilmesi mümkün değildir.

KÜRTLER TARİHSEL KARDEŞLİĞİMİZE SAHİP ÇIKTI

Takip edebildiğim kadarıyla, Kuzey Irak’taki okullar dünya ile entegrasyonun yanında yerel kültürün yaşaması felsefesi ile hareket etmektedir. Bu meyanda bu okulların düzenlediği Kürtçe şöleni gibi aktivitelerde gösteriyor ki ideolojik ya da başka tür başkalaştırma faaliyetleri bu okulların açılış felsefesinden fersah fersah uzaktır. İşin doğrusu, bölgedeki dost ve kardeşlerimizin basireti de geçen yirmi yılda, bu okulların bölgede sahiplenilmesinde çok önemli bir faktör olmuştur. Tarih boyunca inanç ve dert ortağı olduğumuz Kürtler, güftugulara hiç aldırmadan, Anadolu’nun temiz sinesinden süzülerek gelen ve Kürt coğrafyasına yeşeren bu okullara daima gönülden sahip çıkarak tarihsel kardeşliğimizi bir kez daha göstermişlerdir.

HALEPÇE VE ENFAL İÇİN ÇOK GÖZYAŞI DÖKTÜM

Büyük bir köyü andıran bir dünyada, asırlarca birbirleriyle savaşmış Avrupa devletlerinin beraberlik, hattâ siyasî birlik peşinde olduğu bir dünyada, (Kürt veya Türk olmak elimizde ve bizim tercihimize bağlı değilken, ana dil olarak Türkçe veya Kürtçeye sahip bulunmak elimizde, tercihimiz ve irademiz dahilinde gerçekleşmemişken) Türk veya Kürt olmayı, Türkçe veya Kürtçe konuşuyor olmayı bir ayrım sebebi yapmak, garabetten ve hepimizin zararına olmaktan başka ne manâya gelir?

Bu coğrafya tarih boyunca farklı din ve kültürlerin barış içerisinde yaşayabildiği bir coğrafya olmuştur. Türkler ve Kürtler tarihi süreç içinde birbiriyle kaynaşmış ve ortak sevinç, üzüntü ve tarihi yaşamışlardır. Ahmed-i Hani, Molla Cezeri, Fakih-i Tayrani, Molla Halid-i Bağdadi, Selahattin Eyyübi ve Bediüzzaman Said-i Nursi gibi ışık şahsiyetler daima Kürtlerin, Türklerin, Arapların ve diğer unsurların birlikte yaşamasına katkı sağlamış ortak değerlerimizdir.

İki halk arasındaki ilişkiler son 100-150 yıldır yara alsa da tarihi bağlarından dolayı kolay kolay koparılamayacak kadar güçlüdür. Nitekim, Büyük halk ve Peşmerge göçünde Anadolu insanının Kürtlere sinesini açması ilişkilerin normalleşmesinde önemli bir ivme olmuştur. Fakir, Halepçe ve Enfal için çok gözyaşı döktüğü gibi, hemen bütün Anadolu insanının da bu acı hadiseler karşısında bağrı yanmıştır.

İlişkilerin yeniden güçlenmeye başladığı günümüzde sadece güvenlik merkezli mevcut sorunların giderilmesi değil kültürel ve tarihi bağların da yeniden kuvvetlendirilerek tekrar kopmaz hale getirilmesi gerekir. Burada Türkiye’ye düşen kendi Kürt vatandaşlarına gerekli hak ve özgürlükleri tanıması kadar dünyanın diğer bölgelerinde de sıkıntı çeken Kürtlere yardım elini uzatması; siyasi, dini, etnik sebeplerle sıkıntıya maruz kalan Kürtlerin haklarını başta BM olmak üzere uluslararası organizasyonlarda koruması ve hakkaniyet adına onların da temsilcisi olmasıdır. Evet, aramızda ayrılıklara asla yer vermemek ve tek bir bütün teşkil edebilmek için ne yapsak değer. Şu kadar var ki, mesele sadece siyasî açıdan ele alınmak ve değerlendirilmekle de kalmamalı; sadece devlet yetkililerine bırakılmamalı; STK’lar, iş adamları, muallimler, kanaat önderleri, Diyanet teşkilatı, öğrenciler, kısaca toplumun hemen bütün kesimleri birliğimizin pekiştirilmesi için ellerinden geleni yapmalı; aramızda daima gönül köprüleri kurulmalı; düşmanlığa düşman olunmalı; her türlü iftirak faktörlerinden uzak durulmalıdır. Kürtlerin meselelerine onlardan önce Türkler sahip çıkmalı; Türklerin yanında da Türklerden önce Kürtler bulunmalıdır. Gelecekte, eğitim ile başlayan ilişkiler akademik, kültürel ve ekonomik alanlarda yapılacak çalışmalarla geliştirilebilir. Türkiye bu noktada Kürtler için dünyaya açılan kapı olabilir.

ANA DİLDE EĞİTİM ADİL OLMANIN GEREĞİ

Anadilde eğitimin ilke planında kabul edilmesi devletin vatandaşlarına karşı adil olmasının gereğidir. Ancak pratikte karşılaşılabilecek problemler ayrı değerlendirilmelidir. Mesela, anadilde eğitim için o dilde eğitim verebilecek yetkin ve yeterli öğretmenler yetiştirilmelidir. Zira, öğretmen kadrosu anadilde eğitim vermeye yetersiz ise iyi niyetli çabalar geri teper ve yapılmak istenenin tersi bir sonuç verir. Öte yandan Kürt anne-babaların da evlatlarına Türkçe öğretmek konusunda hassas olmaları gerektiğini vurgulamak ihtiyacı hissediyorum. Dünyanın birçok ülkesinde ülkenin resmi dilini akıcı bir şekilde konuşamayan topluluklar vardır ancak bunlar önemli sıkıntılar yaşamaktadırlar. Genel olarak sosyoekonomik seviyeleri gerilerde kalmaktadır. Almancayı iyi konuşamayan Almanya’daki ilk kuşak Türkler, İngilizceyi iyi konuşamayan ABD’deki Hispanikler gibi. Kürt vatandaşlarımızın evlatlarına değil Türkçeyi, İngilizceyi, Arapçayı da öğretmeleri, onların istikballeri adına çok faydalı olacaktır.”

Posted in Gündem | Etiketler: , | Leave a Comment »

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül: Yapılanlar Türkiye’ye, Türkçeye ve kültüre yapılan en büyük hizmettir.

Posted by HacıAta 07 Haziran 2013

Posted in Gündem | Etiketler: | Leave a Comment »

“10 yıl önce gelen öğrenciler şimdi gönül elçisi”

Posted by HacıAta 04 Haziran 2013

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Türk Dil ve Kültür Festivali için Türkiye’ye gelen öğrencileri kabul etti. Yıldız, “Bundan 10 yıl önce buraya 12-13 yaşında gelen öğrencilerimiz şimdi fahri elçiler, akademisyenler ve iş adamları olduğunu, gönül elçiliğinde doğru işler yaptıklarını görüyoruz.” dedi.

Bakanlık binasında yapılan görüşme renkli görüntülere sahne oldu. Fetival için gelen öğrencilerden Güney Koreli öğrenci ‘Düşler Sokağı’ şarkısını seslendirirken, Türkmenistan’dan gelen öğrenci Cemal Safi’nin ‘Benim Adım Aşk’ adlı şiirini okudu. Senegal’den gelen bir kız öğrenci ise şiir ve müzikle harmanladığı ‘Gönül Yemeği’ tarifini verdi.

Öğrencilerin dinletilerinin ardından konuşan Bakan Yıldız, bu yılki olimpiyat sloganının ‘Evrensel Barışa Doğru’ olduğuna dikkat çekerek, evrensel barışın oluşabilmesi için gönül köprülerinin kurulması gerektiğine işaret etti.

Türk öğretmenlerin, dünyanın her bir köşesinde büyük bir fedakarlıkla öğrencileri yetiştirdiklerine dikkat çeken Yıldız, “Bundan 10 yıl önce buraya 12-13 yaşında gelen öğrencilerimiz şimdi fahri elçiler, akademisyenler ve iş adamları olduğunu, gönül elçiliğinde doğru işler yaptıklarını görüyoruz. Bunların meyveleri zaman geçtikçe daha fazla anlaşılıyor. Bizler, bu desteği hemen yanı başınızda hissedecek şekilde verdiğimizi söylemek istiyorum.” diye konuştu.

Ziyaretin sonunda öğrenciler, Bakan Yıldız’a, Türkmenistan ve Senagal milli çalgısını hediye etti. Hediyeyi kabul eden Yıldız ise öğrencilere ‘nar’ sembollü bir hatıra verdi.

Posted in Gündem | Etiketler: | Leave a Comment »

Türkçe Olimpiyatları’nın Kocaeli etkinliği, 7 Haziran’da yapılacak

Posted by HacıAta 30 Mayıs 2013

Kocaeli, Türkçenin çocuklarına 2. kez ev sahipliği yapacak. Geçen yıl İsmet Paşa Stadyumu’nda yaklaşık 20 bin kişinin katılımlarıyla başlayan Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Kocaeli il etkinliği, statlara sığmıyor.

Türkçe Olimpiyatları Kocaeli İl Etkinliği Genel Sorumlusu Mehmet Karaoğlan, olimpiyatın Kocaeli ayağıyla ilgili, Ramada Otel’de basın toplantısı düzenledi. Karaoğlan’ın verdiği bilgiye göre, Anadolu’ya çıkarma yapan turne gruplarından 2’ncisi gelecek. 11. Uluslararası Dil ve Kültür Festivali’nin Kocaeli etkinliği, 7 Haziran Cuma günü saat 21.00’da İsmet Paşa Stadyumu’nda yapılacak. 25 ülkeden 75 öğrencinin katılacağı programa sunucu olarak Melih Gümüşbıçak renk katacak. Endenozya’dan Aranda Nabilla Kusumasarı ile Mısır’dan Sara Galid adlı kız öğrencileri sunucu yardımcıları olarak görev alacak.

Programa bütün halkı davet eden Karaoğlan, “Vatandaşlar davetiyelerini NT Mağazaları’ndan temin edebilir. Olimpiyata vatandaşların katılımının daha rahat sağlanması için ring seferleri düzenlenecek. Programa katılma imkanı bulunmayan vatandaşların olimpiyatı televizyonlardan canlı olarak izleyebilir.” dedi. Karaoğlan, olimpiyatların Kocaeli etkinliğine sponsor olan kurum kuruluş ve firmalara da teşekkür etti.

Posted in Gündem | Etiketler: | Leave a Comment »

Düzce ilk defa Türkçe Olimpiyatları’na ev sahipliği yapıyor

Posted by HacıAta 29 Mayıs 2013

Uluslararası Dil ve Kültür Festivali Türkçe Olimpiyatları bu yıl 140 ülkeden 2 bin öğrencinin katılımıyla görkemli bir şekilde kutlanacak. Uluslararası Türkçe Derneği (TÜRKÇEDER) tarafından, ‘Uluslararası Dil ve Kültür Festivali’ kapsamında düzenlenen 11. Türkçe Olimpiyatları ve Kültür Şöleni, bu sene ‘Evrensel Barışa Doğru’ sloganıyla başlıyor. Türkçe Olimpiyatları’nın Düzce bölümüne ev sahipliği yapan ve ana sponsorluğu üstlenen Düzce Belediye Başkanı İsmail Bayram DÜSİAD Başkanı Eyüp Çakır ve Tertip Komisyonu Başkanı Mustafa Bar ile birlikte basın toplantısı düzenledi.

Belediye Başkanı İsmail Bayram, uluslararası nitelikteki ve geleneksel hale getirilen Türkçe Olimpiyatları’nın sponsorluğunu üstlendiklerini belirterek “İlk kez Düzce’de böyle bir etkinlik düzenleniyor. Türkiye’nin, Türkçenin ve Düzce’nin tanıtımında bu tür etkinliklerin önemli olduğu tartışılmaz bir gerçektir.” dedi.

DÜSİAD Başkanı Eyüp Çakır da basın toplantısında Türkçe Olimpiyatları’nın kapsamı hakkında bilgi verdi. Türkçe Olimpiyatları organizasyonunda yer alan DÜSİAD adına Başkan Eyüp Çakır şu bilgileri verdi: “Dünyanın farklı ülkelerinde, Türkçeyi en iyi öğrenen öğrencileri ödüllendirmek amacıyla, 2003 yılından beri düzenlenen Türkçe Olimpiyatları, bu yıl 1-16 Haziran 2013 tarihleri arasında, Kültür Şöleni ise 24-26 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek. 140 ülkeden 2000 finalist öğrencinin katılacağı 11. Türkçe Olimpiyatları, Türkiye genelinde 55 il, 99 sahnede yapılacak. Beş kıtadan dili, dini, rengi farklı öğrenciler şarkı, şiir, dil bilgisi, halk oyunları, tiyatro ve kısa film gibi 19 farklı kategoride hünerlerini sergileyecekler. Geçtiğimiz yıl Türkçe Olimpiyatları’nın 10. yılı, Türk okullarının 20. yılı olması sebebiyle büyük bir coşkuyla gerçekleşen etkinlikler, bu yıl da büyüyerek tüm Türkiye’yi saracak. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları 2003 yılında 17 ülkeden 62 öğrenciyle mütevazı bir şekilde başladı, artık dünyanın 140 farklı ülkesinden binlerce öğrencinin eleminasyon sistemiyle katıldığı büyük bir organizasyon haline geldi. Türkçe olimpiyatları bir aysberg gibi buz dağının görünen kısmı. Asıl çalışma, gayret ise buz dağının görünmeyen kısmında gerçekleşiyor. Yani dünyanın 140 ülkesinde gerçekleşiyor. Türkçe Olimpiyatları sadece şarkı, türkü şiir olimpiyatları olarak görülmemeli; bu olimpiyatlar sayesinde pek çok ülkenin kültürünün birbiriyle karışmasının sağlanıyor.”

BU YILKİ SLOGAN: EVRENSEL BARIŞA DOĞRU

Çakır, “Türkçe Olimpiyatları çatısı altında 10 yıldır buluşan binlerce öğrenci, her yıl farklı bir slogan ile dünyaya barış, sevgi, dostluk ve kardeşlik mesajları veriyor. Daha önceki yıllarda ‘Sevgi dili Türkçe’, ‘Aynı dili konuşuyoruz’, ‘Gelin tanış olalım’, ‘İnsanlık el ele bayram o bayram ola’ gibi anlamlı mesajlarla dünyaya seslenen öğrenciler, 11. yılda ‘Evrensel barışa doğru’ diyecek.” diye konuştu.

TÜRKÇEDER ile Düzce Sanayici ve İşadamları Derneği (DÜSİAD) işbirliğiyle DÜZCE Belediyesi’nin ana sponsorluğunda Türkçe Olimpiyatları ilk defa Düzce’de gerçekleşeceğini söyleyen Çakır, “Türkçe Olimpiyatları 4 Haziran günü saat 21.00’da anıtpark meydanı’nda 30 ülkeden 70 öğrencinin katılımıyla gerçekleşecek. Şarkı, şiir, halk oyunları gösterileri sahnelenecek. Büyük beğeni toplayan Türkçe Olimpiyatları’na Sevgili Düzcelileri de davet ediyoruz. Öğrencilerin Düzcelilere özel hazırladıkları sürprizlerde büyük beğeni toplayacak. Türkçe Olimpiyatları’nın Düzce’de İlk defa gerçekleşmesinde Ana Sponsor olan Düzce Belediyesi’ ne ve Düzce Belediye Başkanımız Sayın İsmail Bayram’a teşekkür ederim.” ifadelerini kullandı.

Posted in Gündem | Etiketler: | Leave a Comment »