Hacı Ata

Hocaefendi: 35 sene arkadaşlığımız var, Beni incitecek hiçbir şey söylemedi

Archive for the ‘Osmanlı’ Category

Osmanlı ilgili konular

Osmanlı’da Ramazan

Posted by HacıAta 10 Temmuz 2013

ilgili konular:

Bamteli Özel – Ramazan Mukabelesi

Ramazan Seferberliği – Fethullah Gülen Hocaefendi

Birliğimizin Çimentosu “Yaşayan Ramazan Kültürü”

Ahmet Kurucan Ramazan ve yenilenme

Kazâ ve Keffâret Nedir?

Posted in Mübarek Gün ve Geceler, Osmanlı | Etiketler: | Leave a Comment »

Bir avuç karabiber ile başlayan dostluğun hikayesi

Posted by HacıAta 19 Aralık 2012

Türk girişimcilerin Endonezya’da açtığı okullardan Fatih Koleji’nde son sınıfta okuyan Hafidh ve Muammar, Türkiye’den 10 bin km uzaklıkta bulunan Osmanlı Şehitliği’ni bizlere hatırlatmak için kısa bir belgesel hazırlamış.

Endonezya ile Osmanlı arasında bir avuç karabiber ile 16. yüzyılda başlayan ve bugüne kadar süren dostluğun hikayesini anlatan gençler, Endonezya’nın Bitai Köyü’nki şehitlikten yaptıkları sunumla bize de önemli mesajlar veriyor.

2004’te meydana gelen Tsunami’den en fazla etkilenen yerlerin başında gelen Banda Aceh’te bulunan Fatih Bilingual School’ta 12. Sınıfa devam eden M.Hafidh Al-Mukmin (Hafidh) ve Teuku Muammar Rizki Takwa (Muammar) şu anda üniversite sınavlarına hazırlanıyor.

Merkez Bankası’nda yöneticilik yapan bir baba ile ev hanımı bir annenin dört çocuğundan biri olan 16 yaşındaki Hafidh, iki yıldır Türkçe öğreniyor ve Türkçe öğretmeni olmak istiyor. Geçen yıl Türkçe Olimpiyatları’na katılan Hafidh, konuşma dalında Endonezya’yı temsil ederek yarıştığı grupta altın madalya almıştı.

Memur bir ailenin beş çocuğundan biri olan 17 yaşındaki Muammar de 2 yıldır Türkçe öğreniyor ve doktor olmak istiyor. Türkçeyi ve özellikle Türkçe şarkılarını çok seviyor. Okul Programlarında Türkçe Şarkılar söylüyor.

ENDONEZYA – BİTAİ ŞEHİTLİĞİ

Şehitliğin de içinde bulunduğu Bitai köyü 2004’teki Tsunami’den sonra Türkiye’den gelen yardımlarla yeniden imar edilen yaklaşık 400 evlik bir yeni yerleşim birimi.

Şehitliğin bakımını gönüllü olarak yerine getiren Azimah Hanım, bu görevi babasından devralmış. İki yıl önce vefat eden ve bu şehitlerin yanına gömülmeyi vasiyet eden babası, buraya çok önem verip ilerlemiş yaşına rağmen bütün bakımını kendisi yerine getiriyormuş. Osmanlı’yı ve Türk insanını çok seven babasını örnek alan Azimah Hanım, şehitliğin bakımını kendi çocuklarına vasiyet olarak bırakacak.

Aceh’deki Bitai köyünde bulunan şehitlikte yaklaşık 40 tane kabir bulunmakta, bunların 7 tanesi hala o zamanki orijinalliğini korumakta. Orijinal mezar taşlarının başları sekizgeni andırıyor. Bu sekizgen, 8 büyük dostluk anlamına geliyor. Aceh’nin Osmanlıya karşılıklı dostluk ve alışverişini gösteriyor.

Savaştan dolayı Aceh Bitai’de bulunan Osmanlı Donanması, zamanında Acehlilerle evlenip Bitai’de ikamet etmekteymiş. Sultan Salahuddin de vefat etmeden önceki vasiyetinde Osmanlı askerlerinin de vefat ettikten sonra Bitai’de gömülmelerini istemiş.

Savaşta şehit olan Osmanlı komutanlarına ayrı bir yer yaptırılmış. Ziyarete gelenler, Osmanlı askerlerinden kalan birkaç top güllesi ve kılıcı burada görme imkanı buluyor.

Posted in Eğitim, Osmanlı | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

Masonlar Abdülhamidi nasıl devirdi

Posted by HacıAta 25 Haziran 2010

Posted in Osmanlı | Etiketler: | Leave a Comment »

Padişah Fermanları

Posted by HacıAta 27 Mayıs 2010


Osmanlı Bürokrasisinin tek belge üzerinden işleyişini gösteren muhtelif kalemlerde muamele görmüş bir arzuhal


Osmanlı Bürokrasisinin tek belge üzerinden işleyişini gösteren muhtelif kalemlerde muamele görmüş bir arzuhal

Muhtelif kalemlerde bürokratik işleyişi gösteren başka bir arzuhal


Muhtelif kalemlerde muamele görmüş bir beraat


III. Selim’in Fransız elçisi tercümanının cizye rüsum ve vergiler için rencide edilmemesine dair bir fermanı.
.

Bergama nahiyesinde Mehmed Naili oğlu İbrahim’e verilen zeamet beratı.


Kavanin-i Örfiyye-i Osmani’den “Fasl-ı evvel sahib-i timar ahvalin…” beyan eden dört sahife.


Ayasofya vakfı ile ilgili bir ferman


Budin Eyaleti Kanunnamesi


Musul Sancağı Kanunnamesi

Posted in Osmanlı | Leave a Comment »

Osmanlı’nın çeşitli dinlere, milletlere ve kültürlere karşı hoşgörüsünün en iyi örneklerinden birini Saraybosna’ya 60 kilometre uzaklıktaki Fonitsa kentinde Fransisken manastırında muhafaza edilen Fatih Sultan Mehmed’in ‘Ahidname’ olarak adlandırılan fermanı gösteriyor.

Posted by HacıAta 26 Mayıs 2010

Bosna’daki Katolikler özgürlüklerini Fatih’e borçlu
Osmanlı’nın çeşitli dinlere, milletlere ve kültürlere karşı hoşgörüsünün en iyi örneklerinden birini Saraybosna’ya 60 kilometre uzaklıktaki Fonitsa kentinde Fransisken manastırında muhafaza edilen Fatih Sultan Mehmed’in ‘Ahidname’ olarak adlandırılan fermanı gösteriyor.

Şehirde yaşayan Hıristiyanlığın Katolik mezhebine bağlı Fransisken tarikatı üyeleri, Fatih Sultan Mehmed’in kendilerine özgürlük bahşeden fermanı sayesinde bugüne kadar ayakta kalmış. Farklı inançlara özgürlük hakkı tanıyan ferman, insanlık tarihindeki ilk insan hakları belgesi olarak kabul edilen 4 Temmuz 1776 tarihindeki ABD Anayasası’ndan tam 324 yıl önce kaleme alınmış.

Fatih’in 28 Mayıs 1463’te Fransisken tarikatının kurucusu Anceo Zvizdoviç’e (1420-1498) Bosna’yı fethi sırasında verdiği bu ferman, halen manastırın müze olarak kullanılan kısmında tutuluyor. Manastırın müzesinde, Ahidname’nin orijinalinin yanı sıra Fatih’in tarikatın kurucusu Zvizdoviç’e hediye ettiği kıyafet ve Bosna’nın son 600 yılda geçirdiği en önemli izlere ait materyaller teşhir ediliyor. Fonitsa kentine hakim bir tepede kurulu olan manastırda, 3 bini Osmanlı döneminden kalma elyazması kitabın yer aldığı bir de kütüphane bulunuyor. Fransisken manastırının bünyesindeki müze ve kütüphanenin sorumlusu Yanko Lyubas, yaklaşık 600 yıldır Bosna topraklarında kendi geleneklerini, inançlarını sürdürdüklerini söylüyor. Lyubas, bu zamana kadar kendi kültür ve geleneklerini devam ettirmelerini Osmanlı’ya borçlu olduklarını vurgularken, bunun en iyi örneğini, ise müzelerinde muhafaza edilen Fatih Sultan Mehmed’in Ahidname’si olduğuna dikkati çekiyor. Osmanlı zamanında kendileri gibi küçük bir topluluğun çok kolay bir şekilde yok edilmesinin mümkün olduğuna işaret eden Lyubas, “Ancak yok etmek bir yana, bizlere özgürlük bahşedilmiş ve imparatorluk sınırları içinde bize her türlü serbestlik tanınmış, kiliselerimize, üyelerimize dokunulmamıştır. Bundan daha büyük bir özgürlük olamaz.” diyor. Fatih Sultan Mehmed’e ve Osmanlı’ya minnet borçları olduğunu dile getiren Lyubas, bu nedenle Fransiskenlerin Türklere karşı ayrı bir sevgileri bulunduğunun altını çiziyor. 10 Aralık 1948 tarihinde BM Genel Kurulu’nda kabul edilen ‘İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nden 485, 1 Şubat 1995 tarihinde kabul edilen Avrupa Konseyi ulusal azınlıkların korunmasına ilişkin sözleşmeden tam 538 yıl önce Fransiskenlerin hak ve hürriyetlerini güvence altına alması bakımından büyük önem taşıyor.

Ahidname: Onurunuz kırılmayacak

Ben Fatih Sultan Mehmed Han… Dünyaya ilan ediyorum ki, bu padişah fermanı verilen Bosnalı Fransiskenler himayem altındadır ve emrediyorum ki; hiç kimse, ne bu adı geçen insanları ne de onların kiliselerini rahatsız etmesin ve zarar vermesin. İmparatorluğumda huzur içerisinde yaşasınlar ve bu göçmen durumuna düşen insanlar, özgür ve güvenlik içerisinde yaşasınlar. İmparatorluğumdaki bütün memleketlere dönüp korkusuzca kendi manastırlarına yerleşsinler. Ne padişahlık eşrafından, ne vezirlerden veya memurlardan, ne hizmetkârlarımdan, ne imparatorluk vatandaşlarımdan hiç kimse bu insanların onurunu kırmayacak ve onlara zarar vermeyecektir. Hiç kimse bu insanların hayatlarına, mallarına ve kiliselerine saldırmasın, hor görmesin veya tehlikeye atmasın…

Fatih Sultan Mehmet Han ( II.Mehmed – Osmanlı Sultani)

Fatih Sultan Mehmet’in tahta çıkışının yıldönümü – 1451

Fatih Sultan Mehmed Kimdir?

Bir çağı kapayıp yeni bir çağ başlatan Istanbulu fetheden Fatih Sultan Mehmet’ i anlatan 51dk sürecek olan tarihimizden bir belgesel.

Fatih Sultan Mehmed Han’ın Vefatı

    Posted in Osmanlı | Etiketler: | Leave a Comment »

    Büyük kutlamada atıyla surlardan geçecek

    Posted by HacıAta 26 Mayıs 2010

    İstanbul’un fethinin 557. yıldönümünde bu yıl bir ilk yaşanacak. Fetih coşkusu, şehri fetheden Fatih Sultan Mehmet’in atının üstünde surlardan geçişi ile canlandırılacak.

    Büyük kumandanı, hocası Akşemsettin ve askerleri takip edecek. Belgradkapı’da 29 Mayıs Cumartesi günü düzenlenecek törenler, temsili olarak askerlerin mehteran bölüğünün marşları eşliğinde surlara hücum etmesiyle başlayacak. Özel bir teknikle kapatılan surlarını askerler tarafından yıkılmasıyla devam edecek. Fetih, top atışı ve Cenk Marşı ile askerlerin dört bir yandan yapacağı hücumlarla canlandırılacak. Bu esnada bazı askerler surlara tırmanırken bazıları ellerinde koç kafaları ile surları yıkmaya çalışacak. Son olarak surları ele geçiren askerler, Fetih Marşı’nı söyleyerek sancağı surlara dikecek. 20 süvariyle renklenecek fetih şöleni, akşam saatlerinde Haliç Balat’taki ses ve su gösterileriyle son bulacak.

    Fatih Sultan Mehmet Han ( II.Mehmed – Osmanlı Sultani)

    Fatih Sultan Mehmet’in tahta çıkışının yıldönümü – 1451

    Fatih Sultan Mehmed Kimdir?

    Bir çağı kapayıp yeni bir çağ başlatan Istanbulu fetheden Fatih Sultan Mehmet’ i anlatan 51dk sürecek olan tarihimizden bir belgesel.

    Fatih Sultan Mehmed Han’ın Vefatı

    Posted in Osmanlı | Etiketler: | Leave a Comment »

    Osman Bey

    Posted by HacıAta 07 Mayıs 2010

    Osman Bey, Osmanlı Devleti’ni ve Osmanoğullarını kuran ve adını devletine ve soyuna vermiş bulunan ilk Osmanlı Sultânıdır. Kendisine Kara Osman, Fahruddin ve Mu’înüddin de denmiştir. Osman Gâzî, hayatının sonuna kadar emîr yani bey olarak anılmıştır; vefâtından sonra Hân ve Sultân denmiştir. Çünkü hayatının sonlarına doğru uc beyi olmuştur.

    Osman Bey, 1258 tarihinde Söğüd’de veya Osmancık’da dünyaya geldi. Babası Ertuğrul Gâzî ve annesi Halîme Hâtun’dur. 24 yaşındayken babasının yerine geçti. Osman Gâzî, önce Kastamonu’daki Çobanoğullarına, sonra da Kütahya’daki Germiyanoğullarına bağlı idi. Onlar da Selçuklu Sultânına bağlıydılar. İlk evliliği, 1280 civarında, Sultân Orhan’ın annesi ve Selçuklu vezirlerinden Ömer Abdülaziz Beyin kızı olan Mâl Hâtun iledir. 1289 yılına doğru Şeyh Edebali’nin kızı Rabî’a Bâlâ Hâtun ile evlenince, nüfuzu ve kudreti arttı. Bu hanımından da Şehzâde Alâ’addin dünyaya geldi.

    1281 yılında babasının yerine aşiret beyi olan Osman Bey, bir görüşe göre, Selçuklu Sultânı II. Gıyâseddin Mes’ûd’un 1284’de Söğüd ve çevresinin kendisine tahsis edildiğine dair olan fermanı ve yanında hediye ettiği ak sancak, tuğ ve mehterhâne ile uc beyi olmuştur. 1288 veya 1291 tarihinde Karacahisâr’ı fethetmesi ve Dursun Fakih’e kendi adına hutbe okutması, Osman Bey’in yarı istiklâlini kazanması demektir.

    Osman Gâzi’nin Bizans sınır şehirlerini birer birer fethetmesi üzerine telâşa düşen Bizanslılar onu ortadan kaldırmak için bir düğün vesilesiyle bir baskın hazırlarlar. Baskına baskınla cevap veren Osman Bey, 1299 yılında Yarhisâr ve Bilecik’i fethetti ve beylik merkezini Bilecik’e nakletti ve fitneye sebep olan Yarhisâr Tekfurunun kızı Nilüfer’i (Holofura’yı) oğlu Orhan ile evlendirdi. Bu tarih, daha önce açıklanan sebeplerle Osmanlı Devleti’nin kuruluş yılı kabul edildi. 27 Ocak 1300’de Selçuklu Sultânı III. Alâ’addin Keykubad’ın saltanat alâmeti olan tabl, alem ve tuğu Osman Beye bir ferman ile göndermesi ile artık Osman Bey müstakil bir uc beyi olmuştu. 1301 yılında Bursa’ya yakın bir yerde Yenişehir’i kurdu ve saltanat merkezini buraya nakletti. Bu arada bütün bu fetihlerde kendisine yardım edenleri de unutmadı ve kardeşi Gündüz Bey’e Eskişehir’i; oğlu Orhan Bey’e Sultânönü’nü; Hasan Alp’a Yarhisâr’ı; Şeyh Edebalı’ya Bilecik’i ve Turgut Alp’e İnegöl’ü verdi ve Edebalı’nın torunu Alâ’addin’i yanında götürdü. 1308 yılında İlhanlı Hükümdarı Ahmed Gazan tarafından Selçuklu Devletine son verilince Osmanlı Devleti tamamen müstakil hale geldi. 1313’de Harmankaya Hâkimi Köse Mihal Bey’in Müslüman olmasıyla Mekece, Akhisâr ve Gölpazarı Osmanlının eline geçti. 1320 yılından itibaren çevrede fazla görünmeyen Osman Bey, 1324 yılında beyliği oğlu Orhan Bey’e devretti. 1324 yılı Şubat ayında Bursa’nın fethini görmeden 67 yaşında vefat eden Osman Bey, vasiyeti üzerine, geçici olarak gömülü bulunduğu Söğüd’den alınarak 2.5 yıl sonra 1326 yılında Bursa’daki Gümüş Künbed’e defn olunmuştur.

    Babasından 4800 km2 olarak aldığı toprakları 16.000 km2’ye çıkaran Osman Bey’in Orhan ve Alâ’addin dışındaki çocukları şunlardır: Fatma Hâtun, Savcı Bey, Melik Bey, Hamîd Bey, Pazarlı Bey ve Çoban Bey. Bugünkü mülkî taksimata göre, Osman Bey zamanında Osmanoğullarının ülkesi, Bilecik, Eskişehir merkez, Sakarya’ya bağlı Geyve, Akyazı ve Hendek, Kütahya-Domaniç ve Bursa ilinin Mudanya, Yenişehir ve İnegöl ilçelerini kapsıyordu.

    Osman Bey zamanındaki büyük âlimler ve şeyhlerden bazılarını da hatırlatmakta yarar vardır: Âlimlerden en önemlileri Mevlânâ Şeyh Edebalı, Dursun Fakîh ve Hattâb bin Ebî Kâsım Karahisârî’dir. Maneviyât reislerinden ise, Şeyh Muhlis Baba, Şeyh Âşık Paşa, Şeyh Ulvân Çelebi, Şeyh Hasan Çelebi ve Baba İlyas mutlaka zikredilmelidir. [1]

    VASİYETİ OSMAN GAZİ’NİN, OĞLU ORHAN GAZİ’YE NASİHATİ (VASİYETİ)
    Ey oğul! Her işten önce din işlerine dikkat et. Zira farizaya (farzlara) dikkat, din ve devletin güçlenmesine sebeptir. Din işlerini; dikkatli olmayan, itikadı bozuk ve doğru yoldan ayrılmaya yönelen, büyük günahlardan kaçınmayan, helala-harama dikkat etmeyen sefihlere ve ayrıca tecrübesiz kişilere bırakma, devlet idaresinde bu gibi kişilere iş verme!.. Zira yaratandan korkmayan, yaratılandan hiç korkmaz. Büyük günah işleyen ve bunu devam ettiren kimsede sadakat olmaz.
    Böyle kişilerin sadakati olsa ümmeti olduğu Peygamber-i Zişan’ın sadık tebligatı üzere hareket eder de şer’i şerifin dışına çıkmazdı. Zulümden, bid’atten sakın. Zulme ve bid’ate teşvik edenleri devletinden uzaklaştır. Çünkü böyleleri seni zevale uğratmış olurlar. Daima cihad ile devletini genişletmeye çalış. Çünkü uzun zaman sefer olunmazsa askerin secaatine; reislerin ve kumandanların bilgi, tedbir ve malumatına ağırlık ve noksanlık gelir. Böyle sefer işlerini bilenler ölür gider de yerine tecrübesiz kimseler gelir, bu yüzden de bir çok hatalar meydana gelir ki, bundan da devlet büyük zararlar görür.
    Beytü’l-mali koru! Devletin servetini çoğaltmaya çalış!.. Şer’i şerifin ölçüsüne göre sana ait olana kanaatle, ihtiyaçlarından ve gerekli olanlardan başka lüzumsuz yere telef etme, israftan kaçın. Askerinle, malınla gururlanma. Zira onlar Allah yolunda cihad için milletin işlerinin yerli yerinde görülmesi ve cihana adalet ve fazileti yayman için vasıtadırlar.
    Sadakatle Allah rızası için çalışan devlet erkanını koru!..
    Vefatlarından sonra böyle kimselerin çoluk-çocuğuna bak, ihtiyaçlarını karşıla.!..Halkından hiç kimsenin malına tecavüz etme!.. Hak edenlere yardım ile iltifat elini uzat, böylelerinin yakınlarını sıkıntıdan kurtar.
    Askeri erkanı iyi koru!..
    Alimler, fazıllar, sanatkarlar, edipler; devletin bedeninin gücüdür. Bunlara iltifat ve ikramda bulun.
    Bir kemal sahibi işitince onunla yakınlık kur, dirlikler ver ve ihsan eyle!.. Hükümetinde ulema, fazıl kimseler, erbab-ı maarif çoğalsın, siyaset ve din işleri nizam bulsun!.. Benden ibret al ki, bu diyarlara zayıf bir bey olarak gelip haketmediğim halde bunca inayet-i celile-i Rabbaniye’ye mazhar oldum. Sen de benim yolumdan git ve bu Din-i Muhammedi’yi ve ashabını, başka sana tabi olanları koru.
    Allah’ın (c.c.) hakkını ve kulların hukukunu gözet!.. Ve senden sonrakilere böyle nasihat etmekten geri durma. Ve adalet ve insafa riayet ile zulmü kaldırmaya devam ile her bir işe teşebbüs de Allah’ın yardımına güven.
    Halkını düşman istilasından ve zulme uğratılmaktan koru!..
    Haksız yere hiç bir ferde layık olmayan muamelede bulunma!..
    Halkı taltif et, hepsinin rızasını kazan”.

    [1] “İbn-i Kemal” , Tevârih-i Âl-i Osman, I. Defter, sh. 70 vd.; 196-201; “Lütfi Paşa” , Tevârîh-i Âl-i Osman, sh. 17 vd.; Âlî, Künhü’l-Ahbâr, Ahmed Uğur neşri, sh. 41-67; Mecdî Mehmed Efendi, Hadâik’uş-Şakâık, İstanbul XE “İstanbul” 1989, sh. 20-24; Mehmed Zeki, “Köse Mihal” ve Mihal Gâzî aynı adam mıdır”, TTEM, nr. 11(88), sh. 327-335; “Uzunçarşılı” , Osmanlı Tarihi, c. 1, sh. 102-116; Öztuna, Devletler ve Hânedânlar I-V, “Ankara” 1996, c. II, 101-102; Gökbilgin, M. Tayyib, “Osman I”, İA; Elizabeth A. Zachariadou, Osmanlı Beyliği, 1300-1389, İstanbul 1997.

    Posted in Osmanlı | Etiketler: | Leave a Comment »